/
8 dakikada okunabilir

“SAVAŞTA VE BARIŞTA DİN ADAMLARININ ÖNEMİ “

 Değerli okurlarım, başlık bana ait değil bir Alman Generalinin yazdığı kitabın ismi. Türk askerinin savaşta ve barışta ne kadar mühim hizmetler yaptığını anlatıyor. Din, diyanet lafını duyunca kırmızı görmüş boğaya dönenlerin bu kitabı bulup okumalarını isterim. Milli manevi değerlerimizden hazzetmeyenlere diyecek bir şey bulamıyorum. Çünkü konunun uzmanları var. Ama sessizde kalamam.

Sadece iki tarihi hadiseyi nakledersem belki meramımı anlatmış olurum. Mesela Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi ve General Sandır.

 Denizli’de tekstil ürünlerinin satıldığı 8 katlı Babadağ iş hanının hemen arkasında daha çokta emeklilerin oturup sohbet ettikleri adı bayram yeri diye bilinen bir meydan var. Sanırım 2020 yılıydı, o meydanı gezerken sarıklı bir büst ilişmişti gözüme. Daha öce dikkatimi çekmemiş olan o büste yaklaşıp bakınca Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendiye ait olduğunu ve altında bir fetvasının yazılı olduğunu gördüm. İzmir’in işgal haberi Denizli’ye ulaştığında Müftü Efendi,” Yaşasın vatan ” sancağı açarak aşağıda okuyacağınız fetvası ile meydanda toplanan halka seslenerek savaşmanın farz-ı ayn olduğunu söylüyor. Buyurun 15 Mayıs 1919 tarihli o fetvayı beraber okuyalım.

 ” Hemşerilerim, şimdi İzmir’i Yunan askerleri işgal etmiştir. Bu işgale muhalefet ve düşmanın taarruzuna mukabele lazımdır. İşgal edilen memleketler halkının silaha sarılması ve savaşması farz-ı ayndır. Fetva veriyorum! Silah ve cephane azlığı ve yokluğu mâni teşkil etmez. Elinizde hiçbir silah olmasa dahi üçer taş alarak düşman üzerine atmak suretiyle mutlaka fiili mukabelede bulununuz.”

Rahmeti hemşerim şeyh-ül muharririn Ahmet Kabaklı, ” Temellerin Duruşması” adlı kitabında bu mevzuya daha geniş bir şekilde temas ederek o anlamlı fetvayı okurlarına şöyle aktarmış. ” Muhterem Denizliler, bugün sabahın erken saatlerinde İzmir, Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir. Bu tecavüze karşı hareketsiz kalmak din ve devlete ihanettir. Vatana karşı işlenen cürümler, Allah huzurunda affı imkânsız günahlardır. Şimdi cihad tam manasıyla teşekkül etmiş dini bir fariza olarak karşımızdadır. Silahımız olmayabilir, topsuz tüfeksiz, sapan taşları ile düşmanın karşısına çıkacağız. Bu uğurda canını verenler şehit kalanlar gazidir. Bu mutlak olarak cihad-ı mukaddestir. Size, vatanınızı düşmana teslim etmenin “çaresiz ” olduğunu söyleyenler, düşmanın esareti altında oldukları için irade ve kararlarına sahip olmayanlardır. Bu durumdaki kimselerin fetvası şer ‘an ve aklen caiz ve muteber değildir. Meşru olan sadece vatan savunması ve istiklal uğruna cihad tır. Korkmayınız, meyus olmayınız… Bu ” Livayı hamd”

 ( Sancak ) altında toplanınız ve mücadeleye hazırlanınız. Müftünüz olarak Cihadı Mukaddes Fetvası ilan ve tebliğ ediyorum. “

  Diyaneti ve din adamlarını gereksiz, manasız yere tenkit edenler, iftira atanlar zahmet edipte yerli ve milli tarihçilerin yazdıklarına bir baksınlar. Oralarda din adamlarımız kahramanlıklarını, fedakarlıkların görecekler. Ama işlerine gelmez çünkü onlar çalınan müftünün keçilerini ” Müftü keçi çaldı” diye haber yapan milli manevi değerleri dumura uğramış yalancı, iftiracı tiplere inanır. O, muhterem din adamlarının emperyalizme karşı vaazlarıyla, fetvalarıyla ahaliye cesaret verdiklerini, cephede fiilen savaştıklarını onlar görmezse de hakikati yazan çizen vicdan sahibi insanlarda yok değil. 

İşte onlardan biride Alman generali Liman Von Sandır. “Türkiye’de beş sene” adlı eserinde savaşta barışta Türk askerinin önemini şöyle anlatıyor.  ” Türkler dindar, bilhassa gelenekçi idiler. Din adamlarının her tabakadan ve seviyeden insanlar üzerinde büyük tesirleri vardı. Bu hasleti bilen kumandanlar, ferdi feragat ve serdengeçtilik isteyen muharebe safhalarında din adamlarının telkinlerinden en geniş manada istifade ediyorlardı. Bu din adamlarının ağırbaşlı oldukları ölçüde şefkatli, hal ve tavırları ile saygıdeğer ve güvenilir insanlardı. Onları en buhranlı anlarda dahi kötümser görmedim.”

 Diyanetin ve din adamlarımızın ülkemizin korunmasında ve savunmasında ne kadar önemli ve gerekli olduklarını 15 Temmuz’da bir kez daha gördük. FETÖ’nün  15 Temmuz 2016 da ki o hain darbe kalkışmasında gece yarısı Camilere, Mescitlere koşan İmam ve Müezzinler minarelerden salalar vererek milleti uyandırıp ülkemizin işgalini önlediler. Bu onurlu hareketten rahatsız olan darbe ve feto severler tıyneti gereği imamlara, müezzinlere çok kızdılar, tehdit ettiler ve hatta dövdüler. Anlaşılan hala öfkeleri geçmiş değil. Aslında Diyanet İşleri başkanlığı savaşta ve barışta din adamlarının gösterdikleri kahramanlıkları, yaptıkları erdemli ve önemli hizmetleri belge niteliği taşıyan kitapları bastırıp okurlara sunarlarsa ziyadesiyle faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Belki de vardır benim haberim yoktur.

 Bu hususta söyleyecek daha çok sözümüz var ama yerimiz dar. Hakkın hakikatini gören gözlerin, duyan kulakların, yürekleri din ve vatan için çarpan yüreklerin, nefretin yerine sevginin çoğalması temennisiyle sağlıcakla kalın bizimle kalın değerli GAZETE KIRKÜÇ okurları.

Cevap yazın

Your email address will not be published.

Kütahya'dan son KÖŞE YAZILARI haberleri

AŞI.. TEDBİR.. DİKKAT !

Kış aylarıyla birlikte doğal ve zorunlu olarakkapalı alanlarda daha çok kalınıyor olunmasıyla bütün illerle birlikte  Kütahya’da

GAZETEMİZ 17 YAŞINDA

  Bugün çok mutluyuz değerli okurlar. Çünkü 17 yaşına girdik. Biz yerel kimliğimizle, gazete kırküç adıyla 2005’den

ADIM ADIM ŞAMPİYONLUĞA..

“B.Kütahyaspor kurulduğu (26 Mayıs 1966) günden bugüne oynadığı bütün liglerde (2.lig, 3.lig, BAL ligi..) şampiyonluğa koşarken

2022 ATILIM YILIMIZ OLACAK

Bilgisayarın başına oturduğumda bazen neyi yazacağıma bir türlü karar veremiyorum. Bu konu yokluğundan değil bilakis çokluğundan