SON DAKİKA
gazetekirkuc
Takip Et!
8 Nisan 2019

AÇ GÖZLÜYÜZ VESSELAM 

Facebook'ta Paylaş
Twitter
B R K
AÇ GÖZLÜYÜZ VESSELAM 

ManşetÖne Çıkan HaberlerYAZARLAR - 8 Nisan 2019 10:51

Toplumumuzun yaşantısına baktığımızda hiç de iyiye gitmediğimizi görüyorum. Mütemadiyen biriktirmek istiyoruz. Yiyemeyeceğimiz kadar erzak, giyemeyeceğimiz kadar kıyafet, kullanamayacağımız kadar eşya, oturamayacağımız kadar ev alıyor, almaya çabalıyoruz. Gözlerimiz midelerimizden, arzularımız ihtiyaçlarımızdan daha büyük…

Bazı insanların 15-20 yıl boyunca ödemek kaydıyla faizli banka kredisi çekmesi neyin alametidir. İnsan ömründen daha çok borç biriktirir olduk. Bazen de elinde olan ama fark etmediği nimetleri hoyratça harcıyoruz. Kanaatkarlığı unuttuk. Günümüz insanın durumunu Tolstoy’un “İnsan Ne İle Yaşar” adlı kitabındaki bir hikaye çok iyi anlatıyor. Bu hikayeyi sizinle paylaşmak istiyorum.
Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır. Uzak bir yerlerde, cömert bir Zenginin karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için reise gidip talebini iletir. Gerçekten de Zengin herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir. Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar kat ettiğin bütün yerler senin fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım.” der. “Yoksa bütün hakkını kaybedersin.” Der.
Pahom güneşin doğuşuyla beraber başlar yürümeye. Tarlalar, bağlar, bahçeler geçer. Tam geri dönecekken gördüğü sulak bir araziyi es geçemez. Şu bağ, bu bahçe derken bakar ki güneşin batmasına az kalmış. Koşar, koşar, ama kesilir takâti. Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken, Pahom’un burnundan kanlar damlamaya başlar. Tam başladığı noktaya yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz. Zengin olanları izlemektedir. Çok kereler şahit olduğu olay yeniden vuku bulmuştur. Adamlarına bir mezar kazdırır. Pahom’u bu mezara gömerler. Zengin Pahom’un mezarının başında durur şöyle der: “Bir insana işte bu kadar toprak yeter!”
Sevgili dostlar, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur.
Ve insan yaşlandıkça besler, gençleştirir arzularını. Biriktirdikçe hayata olan bağlarını artırır. Öyle bağlanır ki hayata, bir gün bu diyardan göçüp gideceği fikri zamanla yitip gider aklından. Tüketmeye de çok meraklıdır insan. Biriktirdiği paranın, eşyanın, malın mülkün yanında zaman tüketir, söz tüketir… Benlik biriktirirken, benliğini tüketir…

Sofraya koyabildiğimiz bir bardak çayın; zeytine, ekmeğe ulaşabilmenin bir zenginlik olduğunu ne zaman fark edeceğiz. Doldurabildiği bir cüzdanı olmasa da, bir evi muhabbetle, kanaatle dolduran bir kadının, akşamları evine gelen, ekmek getiren, eline sağlık diyen bir erkeğin, iman dolu bir yüreğin zenginlik olduğunu ne zaman anlayacağız?
Gören bir gözü, tutan bir eli, yürüyen bir ayağı satın alamayacak ve kaybedince tekrar sahip olamayacak kadar fakiriz hepimiz.

Aldığı maaşı yetiremeyenlere, modayı takip edememekten şikayet edenlere, evini beğenmeyenlere, mekanı dar bulanlara, daha çok para için, hesabı daha fazla kabartmak için çırpınanlara da yeter toprağın altı. İhtiraslarımız, bitip tükenmeyen arzularımız için, az bir toprağa ihtiyaç var sadece. Çok az bir toprağa ihtiyacımız olacak yolun sonunda. Öyleyse iyi insan olmak, iyi dost olmak, topluma ve insanlara yararlı olmak için ve en önemlisi ebedi hayatı kazanmak için ne bekliyoruz. Hepinize iyi haftalar…

Rss

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum yapıldı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

20 Haziran günü bu köşede “Haydi Kütahya at bu ataleti üzerinden” başlığı altındaki yazımda şehrimizin ekonomik durumuna değinmiş, kalkınmanın ancak yerel sermaye ve özel sektör marifetiyle olabileceğini belirterek her şeyi ...
“Artık ekonomiye odaklanalım, özelikle de Kütahya zorda” diye bana bir mesaj gönderen dostum Alaaddin Uygun, kendini Kütahya'nın sorunlarına serdetmiş fedakar bir gazeteci. Yıllardır yılmadan usanmadan yazıyor. Her mahalli yazar gibi ...
Ülke gündemi… Şehir gündemi… Kişisel gündem… Hiçbir gündeme kayıtsız kalmayacağımız, bizim dışımızdadır, ilgilendirmez diyemeyeceğimiz yoğun günlerden geçiyoruz. İstanbul’un 23 Haziran’daki seçimi de öyle. Yerelde de olsa özelde de olsa… Zira; 16 milyonluk bir dünya şehri olan ...
Bir önceki yazımda bayram muhabbetimizden biraz bahsetmiş bazılarını bugüne saklamıştım. İktisadi, siyasi, spor ve şehrimizin kronik sorunlarından biri olan metruk binalar sorununa değindiğimiz o sohbette, arkadaşlarımızdan biri yerli otomobil projesini hatırlattı. Üzüntülü ...
Bugüne değin, bir bayram vesilesi ile bu kadar çok yazdığımı hatırlamıyorum!.. Üçü Gazete Kırküç, biri de Gazeteciler Cemiyeti’nin Bayram Gazetesi niyetiyle yayımladığı Kütahya’nın Sesi için. Mevzu Ramazan ve bayram olunca yazılabiliyormuş. *** Arifeden ...
Günümüzde insanlar eleştiriyorum havası ile düşünmeden, varacağı yeri hesaplamadan, kendi durumunu hesaba katmadan sadece eleştirmek için, kendi egosunu tatmin etmek için bir sürü söylemlerde bulunuyor, suçlamalar yapıyor veya kırıcı sözleri ...
Site içi arama
Üzgünüz, şu an hiç anket bulunmuyor.
booked.net

AD Tasarım Mustafa Gökdere Copyright © 2013. Tüm Hakları saklıdır.