SON DAKİKA
gazetekirkuc
Takip Et!
11 Eylül 2019

BARIŞTA-SAVAŞTA DİN ADAMLARININ ÖNEMİ İNKAR EDİLEMEZ

Facebook'ta Paylaş
Twitter
B R K
BARIŞTA-SAVAŞTA DİN ADAMLARININ ÖNEMİ İNKAR EDİLEMEZ

ManşetÖne Çıkan HaberlerYAZARLAR - 11 Eylül 2019 7:05

Bu yazıyı 30 Ağustos Zafer Bayramı sonrası yazdım. Bilgisayarın azizliğine uğradığım için zamanında gönderemedim. Nasip bu güneymiş.  Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı Cuma gününe denk geldiğinden dolayı iki bayramı aynı gün kutladık. Biri ümmetin bayramı Cuma, bir diğeri ise milletimizin bayramı olan Zafer Bayramı. Kutlamalar coşkulu geçmesine rağmen sonrasında yaşanan tartışmalar bu coşkuyu gölgeledi.
O gün vaaz ve hutbelerde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün isminin geçmediği söylendi ve Diyanet İşleri Başkanlığı eleştirildi. Konu hakkında çok şey konuşulup yazıldığı için ben o mevzuya girmek istemiyorum. Ancak kısaca şunu belirteyim ki bende o gün Denizli Ulu Camisinde idim. Vaiz efendi vaazında, İmam-Hatip efendi ise hutbesinde millet olarak savaşlarda yaşadığımız acıları, gösterilen fedakarlıkları, kahramanlıklarını dile getirerek ülkemizin savunmasına, kurtuluş savaşlarına katılanları, yönetenleri, o cephelerde bulunan en üst düzeydeki komutanından eratına kadar sivil asker bütün şehit ve gazilerimizi  saygıyla anarak dualar ettiler, Fatihalar okudular.
Cuma namazı sonrası camiye yakın bir yerde bulunan, adı bayram yeri diye bilinen daha çok da emeklilerin oturup muhabbet ettikleri meydana gittim. Gezinirken sarıklı bir büst ilişti gözüme. Yaklaşıp bakınca büstün Denizli Müftüsü Ahmet Hulisi Efendi’ye ait olduğunu ve altında bir fetvasının yazılı olduğunu gördüm. İzmir’in işgal haberi Denizli’ye ulaştığında, Müftü Efendi, “Yaşasın Vatan” sancağı açarak aşağıda okuyacağınız  Fetvası ile meydana toplanan halka seslendi. Buyurun 15 Mayıs 1919 tarihli o fetvayı beraber okuyalım.
“Hemşehrilerim, şimdi İzmir’i yunan askerleri işgal etmiştir. Bu işgale muhalefet ve düşmanın taarruzuna mukabele lazımdır. İşgal edilen memleketler halkının silaha sarılması ve savaşması farz-ı ayndır. Fetva veriyorum! Silah ve cephane azlığı veya yokluğu hiç bir zaman mücadeleye mani teşkil etmez. Elinizde  hiç bir silahınız olmasa dahi üçer taş alarak düşman üzerine atmak suretiyle mutlaka fiili mukabelede bulununuz.”
Rahmetli hemşehrim Ahmet Kabaklı, “Temellerin Duruşması” adlı eserinde bu  konuya daha geniş bir biçimde temas etmiş fetvanın devamını biz okurlarına şöyle aktarmış.
” Muhterem Denizliler! Bugün, sabahın erken saatlerinde İzmir, Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir. Bu tecavüze karşı hareketsiz kalmak din ve devlete ihanettir. Vatana karşı işlenen cürümler, Allah huzurunda affı imkansız günahlardır.  Şimdi Cihad tam manasıyla teşekkül etmiş dini bir fariza olarak karşımızdadır.
Silahımız olmayabilir, topsuz tüfeksiz, sapan taşları ile düşmanın karşısına çıkacağız. Bu uğurda canını verenler şehit, kalanlar gazidir. Bu, mutlak olarak cihad-ı mukaddes’tir. Size, vatanınızı düşmana teslim etmenin “çaresiz” olduğunu söyleyenler, düşmanın esareti altında oldukları için irade ve kararlarına sahip olmayanlardır. Bu durumdaki kimselerin “fetvası  şer’an ve aklen caiz, makbul ve muteber değildir.
Meşru olan sadece vatan savunması ve istiklal uğruna cihad dır. Korkmayınız, meyus olmayınız… Bu “liva-yı hamd” ( sancak ) altında toplanınız ve mücadeleye hazırlanınız. Müftünüz olarak Cihadı Mukaddes Fetvasını ilan ve tebliğ ediyorum.”
Diyaneti ve din adamlarını tenkit edenler dönüp de ciddi tarihçilerin yazdıklarına bir baksalar daha böyle binlerce din adamının nasıl Cihad fetvası verdikleri, mücadele ettiklerini, cephelerde nasıl savaştıklarını göreceklerdir. Keşke Diyanet İşleri Başkanlığı bu konuda bir araştırma yapıp kitap olarak yayınlasa Ümmet ve Millet olarak bilgi sahibi olsak.
Dün olduğu gibi bugünde içimizden bazıları bu onurlu mücadeleyi görmek istemese de, gören yazan vicdan sahibi insanlarda az değil. Bunların içinde gayri Müslimler de var. Onlardan biride Alman generali Liman Van Sandır. ” Türkiye’de Beş sene” adlı eserinde şöyle anlatıyor:
“Türkler dindar, bilhassa gelenekçi idiler. Din adamlarının her tabakadan ve seviyeden insanlar üzerinde büyük tesirleri vardı. Bu hasleti bilen kumandanlar, ferdi feragat ve serdengeçtilik isteyen muharebe safhalarında, din adamlarının telkinlerinden en geniş manada istifade ediyorlardı. Bu din adamları ağırbaşlı oldukları ölçüde şefkatli, hal ve tavırlar ile saygıdeğer ve güvenilir insanlardı. Onları en buhranlı anlarda dahi kötümser görmedim.”
Tarihimiz konusunda gerçek bilgilere sahip olmak isteyen değerli okurlarımıza, Rahmetli Ahmet Kabaklı’nın “TEMELLERİN DURUŞMASI” adlı muhteşeme eserini tavsiye ederim.
Diyanetin ve din adamlarımızın ülkemizin savunmasında, korunmasında ne kadar önemli olduklarını 15 Temmuz’da bir kez daha gördük. FETÖ’nün 15 Temmuz 2016 da ki darbe kalkışmasında gece yarısı Camilere koşan İmam ve Müezzinler minarelerden salalar okuyarak, milleti uyandırıp ülkenin felahını sağladılar.  Bundan rahatsız olan darbe severler tıyneti gereği imamlara, müezzinlere  kızdılar, tehdit ettiler hatta ve hatta dövdüler bile. Bu mesele hakkında söylenecek daha çok şey var ama, bugün bu kadar. Hakkın hakikatini gören gözlerin, duyan kulakların, yürekleri din ve vatan sevgisiyle çarpan yüreklerin çoğalması temennisiyle bugünde yazımızın sonuna geldik. Eğer bir sürç-i lisan ettiysek affola efendim. Sağlıcakla kalın bizimle kalın değerli Gazete Kırküç Okurları.

Rss

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum yapıldı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

  İletişim aygıtlarının baş döndürücü bir hızla geliştiği günümüzde sanayileşmenin taşıdığı önemi bilmeyen, duymayan kalmadı. Bir şehrin sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda kalkınıp gelişmesinde sanayi yatırımlarının önemini duymamak, ilgisiz kalmak ya büyük ...
Uzun zamandır düşünüp yazamadığım bir konuyu gazetemiz haber koordinatörü Rıdvan Cebecioğlu kardeşim; şehrimizde son aylarda, olmasını hiçbir zaman arzu etmediğimiz, üzülerek yaşadığımız olayları özel bir habercilik çalışmasıyla, dikkatimizi de çekerek ...
  Geçtiğimiz Cumartesi günü şehrimizde iki ayrı etkinlik vardı. Biri Ulu Camide, diğeri ise Zafer Meydanında idi. Kimsenin tercihine karışacak değiliz. İsteyen istediği yere gider. Manevi gıdasını almak isteyenler Ulu Camiyi, ...
  Yaşamak çok güzel. Bu güzel yaşamın birçok yönü var. Sevinci-üzüntüsü, acısı-tatlısı, ümidi- hayal kırıklığı, İyiliği-Kötülüğü, vefasızlığı, dostluğu… birçok yönü. İşte hayatın bir yönünü anlatan bir anonim bir hikâyeyi siz okurlarımla ...
  Kütahya'nın şanlı tarihini biraz bildiğimiz için pek çok yazımda bu kadim asalete bu vahim ataletin hiç yakışmadığını belirtmiş, istikbalimizin parlak olduğunu dile getirmiştim. Bunu söylerken hiç bir zaman umutsuzluğa kapılmadım. ...
  Medya Kütahya Gazetesinin değerli Yazı İşleri Müdürü Atilla Bey’e bu yazı hakkında verilmiş bir sözüm vardı. Gündem yoğun olunca okuyacağınız bu fıkrayı yazmaya fırsatım olmadı. Pazar günü genel ve yerel ...
Site içi arama
Üzgünüz, şu an hiç anket bulunmuyor.
booked.net

AD Tasarım Mustafa Gökdere Copyright © 2013. Tüm Hakları saklıdır.