SON DAKİKA
Rıdvan Cebecioğgu
Rıdvan Cebecioğgu
» Diğer Yazıları
Takip Et!
6 Temmuz 2020

BUGÜNÜ ANLAMAK İÇİN DÜNÜ HATIRLAMAK GEREK

Facebook'ta Paylaş
Twitter
B R K
BUGÜNÜ ANLAMAK İÇİN DÜNÜ HATIRLAMAK GEREK

ManşetÖne Çıkan HaberlerYAZARLAR - 6 Temmuz 2020 11:37

Dünün krizlerini, sıkıntılarını, yokluklarını, karaborsalarını hatırladıkça bugünün bolluğunu, bereketini kıymetini daha iyi anlıyoruz. Günümüzde 20 yaşındaki bir gence o gün yaşanan sıkıntıları ve rezillikleri anlatsanız, size şüpheyle bakar, bir anlam veremez, inanmakta zorlanır. Çünkü onlar sabahın ayazında bir paket çay, bir kilo şeker ne bileyim aklınıza gelen temel ihtiyaç malzemelerinden herhangi biri için saatlerce kuyruklarda beklemediler, yokluk görmediler.

Toplum olarak günlük politikaya, koronavirüse odaklandığımız için geçmişin bir muhasebesini yapmıyoruz. Bugünkü bolluk dünkü darlığı unutturamaz/unutturmamalı.

Düne ait o sıkıntılı yılların daha iyi anlaşılması için bugün köşemde M. Ali Birand’ın 1974-1980 yıllarını anlattığı “Diyet” isimli kitabından çok kısa bir alıntı yapacağım.

“Cumhuriyet tarihinin en ağır ve en tehlikeli döneminden geçiriliyordu. Bölücü güçler, ekonomik  ‘enkazın’ içinde ellerinden gelen zararı verdirmeye çalışıyorlardı. Ekonomik durum, kamuoyu patlamasına yol açabilecek derecede kritikti ve Türkiye, yıllardır sürdürülen politika sonucu her şeyiyle batıya bağlanmıştı.

Ordusunun tamamına yakın bölümü Amerikan yedek parçası olmadan hareketsiz kalacak, sistem değiştirilmesi demek üç yıl savunmasız kalma anlamına gelecekti.

1960’lardan bu yana tamamen yanlış uygulanan ünlü “ithal ikamesi” politikasıyla, Türk ekonomisi batıdan ham madde, yedek parça, makine gelmediği anda felce uğrayacak düzeye ulaşmıştı. Dış borçların yaklaşık yüzde 85’i batıya aitti. Yeni ithalat için kredi kaynakları da batının elindeydi. Batı ülkelerine kendi eliyle teslim olmuş Türkiye, kıpırdamayacak durumdaydı ve kıskaç altında inliyordu. Ankara, herhalde tarihinin en seçeneksiz dönemine girmişti.

Batı, karşısında sanayileşmiş güçlü bir ekonomiye kavuşmuş, modern bir orduya sahip, Orta doğunun önemli yerine oturmuş bir Türkiye görmek istemiyordu. Türkiye’ye ‘ölmeyecek’ kadar kan vermek daha çok işine gelmekteydi. Türkiye, batı hükümetlerinin kapısını çalıp, kredi kaynaklarının açılması için yardımcı olmasını isteme durumuna düşünce, batı ülkeleri ellerine geçmiş bu olanağı sonuna kadar kullanmak, Türkiye’yi iyice bağlamak ve istediklerini yaptırmak için hareketlendiler. Açıkça değil, son derece gizli bir bağ ile Türkiye’nin ekonomik gereksinimleriyle, dış ilişkileri birbirine bağlanmaya başladı. Kıbrıs, Ege, AET ilişkileri vs… Batı, neden krediye büyük gereksinim duyan Türkiye’ye hemen kapılarını açsın ki? Hem de karşılığında bir bedel ödetmeden? İşte Türkiye yıllarca bütünüyle ve iç politika nedeniyle atamadığı adımların faturasını ödeme zamanı gelmişti. Hem de mümkün olduğu kadar ağır şekilde.”

Evet değerli okurlar, rahmetli Birand’ın 41 yıl önce yazdığı ve mutlaka okumanızı istediğim “DİYET” adlı kitapta bunun daha fazlasını görürsünüz.

O günleri yaşayan biri olarak bugün ülkemizin daha gelişmiş ve daha güçlü bir devlet olduğunu görüyoruz. O kadar çok uğraştığımız alan ve sorunlar var ki, say say bitmez. Sorunları çoğu 2002 öncesi iktidar olup muktedir olamayanların mirası. AK Partinin bugün yaptığı, yapmaya çalıştığı yatırımları, hizmetleri onlar yapsaydı bugün ülkemiz daha farklı bir yerde olurdu. Kalkınan gelişen bir Türkiye görmek istemeyenler bundan fena halde rahatsızlar. Ama korkunun ecele faydası yok. Sömürü hortumları tıkanınca saldırgan bir tavırla bizi tasmalarını ellerinde tuttukları terör örgütleriyle durduracaklarını sanıyorlar. Allah’ın izniyle ve yardımıyla başaramayacaklar. İşte bir yanda dünyayı kasıp kavuran koronavirüsle uğraşıyoruz, diğer yanda bölücü terör örgütleriyle. Tabii Suriye’yi, Irak’ı ve Libya’yı da unutmamak gerek.

2002 öncesi ülkemiz çok ağır iktisadi, siyasi içtimai ve terörle sıkıntılı dönemden geçiyordu. Her yerde laçkalık ve ideolojik bölünmüşlük vardı. Adamı olan işini yürütüyordu, olmayan sürünüyordu. Olan yine garibana oluyordu. Özellikle ekonomik krizler toplumu bunaltmış adeta patlama noktasına getirmişti. Türkiye, yıllardır sürdürdüğü yanlış politika sonucu pek çok alanda ABD ve batıya bağlanmıştı. Savunma sanayinde dışa bağımlı olmamız, bölücü terörle mücadelede istenilen sonucu bir türlü alamıyorduk. Dışarıdan kiraladığımız İHA’ların çektiği görüntülerinden gereği kadar istifade edemez gereken bilgiler ülkemizin ilgili birimlerine ulaşmadığı söyleniyordu. Ordularımızın büyük bir bölümü Amerikan ürünleriyle donatılmıştı ve istedikleri tavizleri alamayınca hemen ambargolar uyguluyorlardı.  1974 Kıbrıs Barış Hareketinde bunu fazlasıyla yaşadık.

Dün zor zahmet kısıtlı olarak alıyorduk bugün üretip satıyoruz. Savunma sanayinde, tıbbi cihazlarda, mekanik, elektrik, elektronik, iletişim araçlarında ve daha birçok alanda dışarıya bağımlıydık. Kimse babasının hayrına kimseye bir şey vermez. Çanta çanta dolarlar vererek aldıklarımız bizi sanayi ve ekonomik olarak hep geride bıraktı ve hep sömürüldük. Bugün savunma sanayisinde gösterdiğimiz başarı göğsümüzü kabartıyor ve heyecanlandırıyor. Tabi yerli ve milli yürekleri.

40 yıldır terörle uğraşıyor bir türlü kökünü kazıyamıyorsak nedeni güçlü bir savunma sanayisine sahip olmayışımızdandır. Senelerdir filler birbirleriyle tepişiyor ceremesini biz çekiyorduk. Bugün buna fırsat vermiyoruz. İnşallah yakın zamanda her türlü terörün kökünü kazıyıp ülkemize büyük zarar veren o pisliklerden kurtulacağız. Bunun Temennisiyle sağlıcakla kalın bizimle kalın değerli Gazete Kırküç Okurları.

 

Rss

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum yapıldı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

Sayın Vali, zatıâlinize Kütahya'yı anlatmak tanıtmak amacında değilim. Zira lise tahsilinizi ve kısa bir memuriyet hayatınızı bu şehirde yapmışsınız. Hem memleketiniz Uşak, buraya pek ırak değil. İki şehrin gelenek, görenek ...
Kurban bayramına sayılı günler kaldı.Bayram Kurban olunca; telaşı da koşuşturması da yorucu oluyor.Hayvan pazarları, yakın köyler, çiftlikler tanıdıklar üzerinden kurbanlık için dolaşılıyor.Allah kabul etsin.Hayatımız boyunca birçok hatırayı aklımızda tutamasak da; ...
Gündemimiz Ayasofya. Gündemimiz Ayasofya’nın müzeden camiye çevrilmesi, ibadete açılması. Bizim kadar bizi sevemeyenlerin de gündeminde Ayasofya var.Peki bu güne nasıl gelindi?Bir kere bu tarihi mekânın, dünyada çağ değiştiren büyük padişah ...
Ne mutlu o şanslı insanlara. Onlar İstanbul Ayasofya-i Kebir Camii şerifinde ilk Cuma namazını eda etmenin sevincini yaşadılar, biz Kütahya Fatih Mahallesi İhlas Camiinde o kutlu mabette olamamanın üzüntüsüyle namazımızı ...
Başlığı gören okurlarım, "Dünya ve ülkemiz koronavirüs denen bir illetle cebelleşiyor, sen kalkmış senfoniden bahsediyorsun" diyeceklerdir. Değerli okurlarım, mustarip olduğumuz bu lanetli illeti durdurmak bizim hassasiyetimiz ve gayretimizle olacak. Şu ...
Robert Koleji, Amerika Birleşik Devletleri sınırları dışında kurulan ilk Amerikan okulu.Dünyanın en büyük emperyalist devleti olacak ABD kendi toprakları dışındaki iktidara müdahale etme faaliyetlerine 1840’lı yıllarda başlamış.Cyrus Hamlin isimli ABD'li ...
İHALELER
Site içi arama
booked.net

AD Tasarım Mustafa Gökdere Copyright © 2013. Tüm Hakları saklıdır.