SON DAKİKA
gazetekirkuc
Takip Et!
16 Ekim 2019

 KİM BİLİR NE CEVHERLER VAR ?

Facebook'ta Paylaş
Twitter
B R K
 KİM BİLİR NE CEVHERLER VAR ?

ManşetÖne Çıkan HaberlerYAZARLAR - 16 Ekim 2019 6:56

10 Ekim günkü gazetemizde “Çamlıcaspor ve Ekrem Hoca” başlıklı yazımda, bu spor kulübünün faaliyetine değinmiş, yöneticilerin ve Kulüp Antrenörü Ekrem Hoca’nın niyet ve gayretlerini anlatmıştım.
Gazetemizin takipçisi olduğunu söyleyen değerli bir okurumuz, “Gençlerimizi atalete iten, enerjisini törpüleyen, zamanlarını tüketen ortamlardan ikna yoluyla alıp sportif etkinliğin içinde bulunmalarını teşvik etmeliyiz. Kim bilir o gençlerimizin içinde ne cevherler var. Onları bulup ortaya çıkarmamız gerekiyor. Bilirsiniz en değerli madenler yüzeyde değil, toprağın derinliklerinde bulunur. Konunun uzmanları gerekli etütleri ve sondajları yaparak o cevheri yeryüzüne çıkarıp mamul hale getirirler.  Gençlerimizde aynen öyle. Neden geleceğin şampiyonları onların içinden olmasın. Kulüplerin desteği, hocaların marifetiyle onları keşfeder topluma kazandırırsak çok başarı insanlar kazanmış oluruz.
Her toplumda olduğu gibi belki bizde de kenar mahalle çocuklarından umudunu kesmiş olanlar çıkabilir. Ben bu düşüncenin çok yanlış ve sığ olduğunu düşünüyorum. Onların içinde çok yetenekli ve istikbal vaat eden çocuklar vardır muhakkak. Onlara sahip çıkmamız topluma kazandırmamız gerek.
Zaten ne çektiysek hep bu ön yargılı tiplerden çektik. Kimse anasından şampiyon olarak doğmuyor ama, her ana ne şampiyonlar doğuruyor. Sporda sanatta zirvede olanların hayat hikayelerine bakarsanız, kenar semtlerin çocuklarının daha başarılı olduklarını görürsünüz. Bununla ilgili size bir hikaye anlatayım. Yazıp yazmamak size ait” diyen okurum şu hikayeyi nakletti. Buyurun beraber okuyalım.
“Üniversiteden bir profesör sosyoloji sınıfı öğrencilerini şehrin kenar mahallelerine yollayarak oralarda yaşayan en az 100 çocuğun durumlarını araştırmalarını ve her çocuğun geleceği hakkında bir değerlendirme yapmalarını istemiş. Araştırmayı yapan öğrencilerin büyük çoğunluğu, bu çocukların gelecekte hiçbir şanslarının olmadığını, onlardan bir şey olamayacağını dile getirerek umutsuz olduklarını söylemişler.
Aradan 20-25 yıl geçtikten sonra bir başka sosyoloji hocası tesadüfen bu çalışmayı görmüş. Dosyayı detaylıca inceleyen profesör öğrencilerinden bu mühim projeyi sürdürmelerini ve aynı çocukların mevcut durumlarını tespit  etmelerini istemiş.
Öğrenciler, hayatta olan o bölgede ikamet eden, veya başka yerlere taşınan 80 kişiyle yüz yüze görüşerek bir durum tespiti yapmış.  Bunların 70’nin çok başarılı olduklarını, üst makamlara geldiklerini, şampiyonluk madalyaları aldıklarını, iş insanı olduklarını ortaya çıkarmış. Araştırmayı yapana öğrencileri dinleyen, raporları okuyan hoca bundan çok etkilenmiş ve konuyu takip etmeye karar vermiş. Hepsi birer yetişkin olan ve zirvede bulunana o çocukların çoğu aynı kentte yaşadıkları için her biriyle buluşma şansı olmuş. Onlardan bir şey olmaz denilen çocukların o şartlarda nasıl bu kadar başarılı oldukları sorusuna verdikleri cevap hep aynıymış.
Mahalle okulumuzdaki bir öğretmenimizin sayesinde. Profesör bu öğretmeni çok merak etmiş, hayatta olduğunu öğrenince de  gidip yaşlı öğretmeni ziyaret etmiş. Karşısında yılların deneyimini yaşamış gayet mutlu bir halde bulduğu yaşlı kadına, ” Hocam, bu çocukları kenar mahallede, gece kondu evlerinden kurtarıp bugün başarılı birer yetişkin duruma getirmek için nasıl metot uyguladınız. Elinizde bir sihirli değnek mi vardı da dokununca başarılı oldular.  Bu başarıyı nasıl sağladınız. Bugün biz her türlü imkana sahip olmamıza rağmen sizin göstermiş olduğunuz  başarıyı gösteremiyoruz. O, mahrumiyet bölgesinden insanlar taşımışsınız zirveye. Siz onlara ne verdiniz” diye sormuş.
Tevazu içinde başını kaldıran, mutluluktan gözleri buğulanan yaşlı öğretmen hanım çok kısa bir yanıt vermiş:
– ÇOK BASİT, BEN HAYATIM BOYUNCA ELİME HİÇ DEĞNEK ALMADIM VE BEN O ÇOCUKLARI HEP ÇOK SEVDİM!
Ey sevgi sen nelere kadirsin, ah seni bir yaşayabilsek inanıyorum dünya bambaşka bir alem olur. Birbirimizden selamı, kelamı kesmeden, sevgi dolu bir yürekten yaşam sürmemiz dileğiyle bugünde yazımızın sonuna geldik. Adını dahi sormadığım değerli okurumuza buradan selamımı iletiyorum. Eğer bir sürçü lisan ettiysem affola ola efendim.   Sağlıcakla kalın bizimle kalın değerli Gazete Kırküç okurları.

Rss

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum yapıldı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

Şehirlerde kurulan devasa katlı yapılar, şehrin tarihi ve kültürel yapılarını gölgede bırakmış birçok sit alanı, ortadan kaldırılmış yeşil alanlar, tahrip edilmiş bir oldu bittiyle şehrin geçmişle bağları kopma noktasına getirilmiştir. Şehirlerin ...
  Aşağıda cins, miktar ve değerleri yazılı mallar satışa çıkarılmış olup: Birinci artırmanın aşağıda belirtilen gün, saat ve yerde yapılacağı ve o gün kıymetlerinin %50'sine istekli bulunmadığı taktirde, yine aşağıda belirtilen gün, ...
Çocukluğumuzdan beri hep duyarız büyüklerimizden… “İçme oğlum şu zıkkımı! Parasını el alır, dumanını yel alır… Derdi de sana kalır!” Büyükler ne dese yeridir, doğrudur. Tecrübe dediğin ömür tüketilerek elde ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre dünyada ...
Nedense bugün yazmak gelmiyor içimden. Bu halet-i ruhiye içinde kararsız bir şekilde oturdum bilgisayarın başına. Biraz gezindim orada burada. Gözüm ekranda, kulağım televizyonda. Haber spikerinin yürekleri burkan o sesi yankılandı ...
  Amerika’nın son günlerde ülkemize yaptıkları, Amerikan başkanı ve yöneticilerinin akılla mantıkla izahı mümkün olmayan kepazece, gerçeklerle bağdaşmayan ve sürekli değişiklik gösteren söylemleri hep yapıla geldiğini gösteren yazımın 1. bölümünü önceki ...
  Kütahya’da un var, yağ var, şeker var. Fakat nedendir bir türlü helva yapamıyoruz. Kütahya’nın tarihi 7000 yıl öncesine dayanmaktadır. Frigya, Bizans, Selçuklu, Germiyanoğlu ve Osmanlı Devletlerinin ya başkenti ya da ...
Site içi arama
booked.net

AD Tasarım Mustafa Gökdere Copyright © 2013. Tüm Hakları saklıdır.

gtag('config', 'UA-117936192-1');