SON DAKİKA
gazetekirkuc
Takip Et!
6 Kasım 2019

“KOLAY İŞ PEŞİNDEYİZ” ALGISI VAR 

Facebook'ta Paylaş
Twitter
B R K
“KOLAY İŞ PEŞİNDEYİZ” ALGISI VAR 

ManşetÖne Çıkan HaberlerYAZARLAR - 6 Kasım 2019 8:05

 

Başlığa bakıp da hemen kızmayın. Buradan bir genelleme yapmayacağım. Sadece çok duyduğumuz bir meseleye değineceğim. İş beğenmezlik söylentisi ayyuka çıkmış. Doğruluk payı nedir bilmiyorum. Çünkü elimizde mevzuyla alakalı bir araştırma yok. Oysa işsizlikle ilgili gerekli bilgiler var. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ülkemizde 4 milyon 253 bin işsiz var. Kütahya’da ise bu sayı 29 bin 719 kişi. Kanaatime göre bunların hepsi işsiz değil. Aralarında işini beğenmeyip iş arayanlarda vardır. Çünkü ilimizde 3 bin 353 kişiye işsizlik maaşı ödeniyor.
İşsizlik ülkemizin önemli sorunlarından biri. İktidar bunu çözmek için yoğun mesai harcıyor. Kamu ve özel sektör yatırımlarıyla işsizlere iş sağlamak, etkilenen kesimleri rahatlatmak amacıyla reform niteliğinde düzenlemeler yaptı. Kapsamlı ve sürdürülebilir teşvik paketlerini devreye soktu. Daha geçen gün Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak istihdam odaklı yeni bir kredi paketinin devreye gireceğini açıkladı.
Bütün bunlar istihdam imkanlarını genişletmek, işsizlik problemini minimize etmek için yapılıyor. İktidar bu denli gayret ederken iş beğenmeyenler de var. Bende esnaflardan duydum. Ağustos ayında Denizli’deydim. Bazı iş yerlerinde iş ilanları gördüm. Günlerce o ilanlar camlarda asılı kaldı. İstedikleri kriter ve yeteneklerde eleman bulamamışlardır diye düşündüm. Malum serde gazetecilik var işimiz bilgi alıp- vermek. Bu sorumlulukla dükkanlara girip sordum. Aldığım cevap hep aynıydı; “Abi iş beğenmiyorlar. Çoğu masa başı iş istiyor.”
Hiç bir yerde, hiç bir koşulda kişinin isteğine göre iş verilmez. Eleman verimli olacağı işte çalıştırılır. Yönetim sistemi, iş akış programı ona göre düzenlenir. Kurumsallaşmış özel sektörde bile patronun çocuğu öyle istediği birimde çalışamaz. Profesyonelleşme bunu gerektiriyor.
İşsizliği artıran çeşitli nedenler var. Bunların başında makineleşme geliyor. Gelişen teknolojinin dezavantajı olduğu kadar avantajı da var. Makineleşmede onlardan biri. Çünkü makineleri kullanacak operatörlere, bakımını ve tamirini yapacak nitelikli kalifiye elemanlara ihtiyaç var. İşte son yıllarda bunun sıkıntısı yaşanıyor. 4 Kasım günlü gazetemizde bu görüşü destekleyen bir haber vardı. İsterseniz bunu Kütahya İl Genel Meclisi Başkanı Musa Yılmaz’ın Bursa ziyaretinden dinleyelim; “Biz Zafer Organize Sanayi Bölgesinin fiziki şartlarını, mevcut durumunu ve avantajlarını anlattık. Genelde iki konuya yoğunlaşıyorlar. Geldiğimizde nitelikli eleman bulabilir miyiz? Sosyal imkânlarınız iyi mi?” İşte gördüğünüz gibi Zafer OSB’ni tanıtmak için Bursa’ya giden heyete öce nitelikli kalifiye insan durumumuz soruluyor. Gelişen teknoloji kimine göre nimet, kimine göre ise külfet. Bu negatif olguyu pozitif hale dönüştürmek yine bizim elimizde. ‘ Abi ne iş olsa yaparım’ anlayışından çıkıp bir meslek sahibi olmamız gerekiyor.
İş ortamının özelliği, işlerin kolaylığı hizmet sektörüne ilgiyi artırırken, sanayi kesiminde teknik eleman sıkıntısına yol açıyor. Böyle giderse ileride tamirci bulamayacağınız. Meydan sök takçılara kalacak. Korkarım ki kimse onarımla uğraşmayacak. Bütün bunlara 28 Şubatçı ” Post modern” darbeciler sebep oldu dersek yanlış bir değerlendirme olmaz herhalde. Zira 28 Şubat 1997’de yapılan darbenin ardından meslek liselerinin ortaokul bölümlerinin kapatılması ve üniversiteye giriş haklarının kısıtlanması işsizliği çoğalttı. Şimdi bu mevzuya girmeyeyim. Elbet bir gün onu da yazarız.
Bir yanda işsizlikten şikayet ediliyor diğer tarafta ise iş tercihleri noktasında ciddi çarpıklıklar yaşanıyor. TÜİK verilerinde bunları görmek mümkün. 2019’da istihdam edilenlere bakarsak yüzde 18,9’u tarım, yüzde 19,7’si sanayi, yüzde 5,7’si inşaat, yüzde 53.7’si hizmet sektöründe olduğu görünüyor. İşte bu veriler hizmet sektörüne olan ilgiyi ortaya çıkarırken, imalat sektörünün ise öyle fazla tercih edilmediğini gösteriyor. Oysa kalkınmanın ana dinamiklerinden biride imalat sektörüdür. Bu iş sahalarından uzaklaşıp işin kolayını seçmek hayra alamet bir durum değil.
Ülke olarak kalkınmamızı, istihdam alanlarının yaygınlaşmasını, refah toplumu olmamızı sağlayacak başat unsur imalat sektörü ve üretimdir. Başarıya ulaşmanın yolu değişik alanlarda kalifiye eleman yetiştirmekle olur. Bunu ihmal eder önlem almaz isek gelecekte daha büyük sıkıntı yaşarız. El emeği, alın teri kutsaldır. Bu değerler ekonomimize hareket, kazancımızda bereket sağlar. Emek ve ekmek için dökülen her damla ter, geleceğimizin şekillenmesinde önemli bir kriterdir. Kolay yoldan elde edilen kazancın harcaması da kolay olur. İsrafın sebeplerinden biride bu olsa gerek.
Bütün bunlar bize geçlerin eldiven giyip, kask takıp çalışmak istemediğini gösteriyor. Hizmet sektörünün tercih edilmesinin altında bu beklenti var. Tulum giyip çalışmak yerine beyaz yakalı, klimalı ortamlarda çalışma algısı var. İnşallah bu algı salgın hale gelmeden önlenir.
Söylentilere göre çoğunluk rahat bir iş peşinde. Bu konu gazetelere bile yansıdı. Dostlarımdan biri geçenlerde bir gazete kupürü verdi bana. Analiz haber şeklinde yazılan haberde tamda bu konuya değinilmiş. Oradan bir özet vererek bu mevzuyu şimdilik kapatayım.
“Bugün bir yandan işsizlikten yakınırken, diğer taraftan vasıfsız olmamız ve üretimden kaçmamız sebebiyle açıkta kalıyoruz. Oysa ayakkabı, tekstil, deri, gemi inşası başta olmak üzere birçok imalat sanayi kolları, nitelikli personel bulamıyor. İşverenler ” Yol, yemek, sigorta ve bugünün şartlarına göre azımsanmayacak ücret veriyoruz, ancak çalışacak işçi bulamıyoruz,” diyerek alarm zillerinin çaldığını belirtiyor.”
Maalesef genel kanı bu yönde. Nimete kanaat berekettir. Allah kimseyi işsiz etmesin. Hak edenin hakkının verilmesi temennisiyle bugünde yazımızın sonuna geldik. Eğer bir sürç-i lisan ettiysek affola efendim. Sağlıcakla kalın bizimle kalın DEĞERLİ Gazete Kırküç Okurları.

Rss

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum yapıldı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

Şehirlerde kurulan devasa katlı yapılar, şehrin tarihi ve kültürel yapılarını gölgede bırakmış birçok sit alanı, ortadan kaldırılmış yeşil alanlar, tahrip edilmiş bir oldu bittiyle şehrin geçmişle bağları kopma noktasına getirilmiştir. Şehirlerin ...
  Aşağıda cins, miktar ve değerleri yazılı mallar satışa çıkarılmış olup: Birinci artırmanın aşağıda belirtilen gün, saat ve yerde yapılacağı ve o gün kıymetlerinin %50'sine istekli bulunmadığı taktirde, yine aşağıda belirtilen gün, ...
Çocukluğumuzdan beri hep duyarız büyüklerimizden… “İçme oğlum şu zıkkımı! Parasını el alır, dumanını yel alır… Derdi de sana kalır!” Büyükler ne dese yeridir, doğrudur. Tecrübe dediğin ömür tüketilerek elde ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre dünyada ...
Nedense bugün yazmak gelmiyor içimden. Bu halet-i ruhiye içinde kararsız bir şekilde oturdum bilgisayarın başına. Biraz gezindim orada burada. Gözüm ekranda, kulağım televizyonda. Haber spikerinin yürekleri burkan o sesi yankılandı ...
  Amerika’nın son günlerde ülkemize yaptıkları, Amerikan başkanı ve yöneticilerinin akılla mantıkla izahı mümkün olmayan kepazece, gerçeklerle bağdaşmayan ve sürekli değişiklik gösteren söylemleri hep yapıla geldiğini gösteren yazımın 1. bölümünü önceki ...
  Kütahya’da un var, yağ var, şeker var. Fakat nedendir bir türlü helva yapamıyoruz. Kütahya’nın tarihi 7000 yıl öncesine dayanmaktadır. Frigya, Bizans, Selçuklu, Germiyanoğlu ve Osmanlı Devletlerinin ya başkenti ya da ...
Site içi arama
booked.net

AD Tasarım Mustafa Gökdere Copyright © 2013. Tüm Hakları saklıdır.

gtag('config', 'UA-117936192-1');