SAADETTEN SEFALETE

SAADETTEN SEFALETE

31 Ekim günkü gazetemiz manşetinde Bünyamin Çapgulaş ve M. Rıdvan Cebecioğlu’nun özel bir haberi vardı.

“Saadet zinciri Kütahya’da hortladı” başlığıyla verilen haberde ‘Çiftlik Bank’ benzeri  bir oluşumun bu kez de Kütahya’da ortaya çıktığını, çok kişinin mağdur edildiği bildiriliyordu.

Şehrimizde bir kurumda çalışan karı koca borsa oynayarak çok para kazandıklarını, kendilerine çok para yatıranlara, başkalarını getirenlere daha fazla kâr payı verecekleri vaadiyle yüzlerce kişiden para topladıkları iddia ediliyor.

Dolandırıldıklarını iddia eden mağdurlardan biri, bu çiftin yüzlerce kişiden 15- 20 milyon TL para topladıkların ileri sürerek şunları söylemiş ” Kütahya’da yüzlerce kişi var. Memur, esnaf , öğretmen… Bu kişiyle tanışan herkesin bu şahsa para verdiğini duyduk. Benim bildiğim kadarıyla bir esnaf bu kadına 2.5 milyon TL verdi”.

Özetini verdiğim bu haberde görüldüğü gibi mağdurlar zincirine şehrimizden de epey kişi eklenmiş. Toplanan paranın 300 milyon TL olduğu tahmin ediliyor. Bütün bu iddialar yargıya intikal etmiş durumda. Sonucunu gazetemiz takip eder kamuoyuna aktarır.

Aslında bu yazının başlığı, Saadet + Hortlama = Sefalet olacaktı. Çünkü haberin başlığında saadet ve hortlak vurgusu var. Bu sözler bazılarını rahatsız edebilir. Zira saadet mutluluk olarak biliniyor, genellikle bu niyetle kullanılıyor. İşitince ürperdiğimiz hortlakla alakasını yadırgayanlar olur elbette.

Haberi okutacak o haberin başlığıdır. Bunun bilincinde olan arkadaşlarımız, Saadetin parayla alınamayacağını, böyle vaatlerde bulunan kişilere ve oluşumlara itibar edilmemesini özellikle vurgulayarak bizi uyarıyorlar.

Tamamen para ve para kazanma metodu üzerine kurulu bir düzen olan “saadet zincirinin”  bu biçimde anılmasını münasip görmeyen değerli okurlarımızın, bu başlığın ikaz mahiyetinde olduğunu bilmelerini isteriz.

Doğru, saadet ve hortlama birbirine hiç yakışmayan, yan yana gelmemesi gereken iki zıt kelime. Çünkü biri dua temennisiyle söylenen bir kelamı kibar, diğeri ise içinde kötülük barındıran bir nevi  beddua… Yani kötü dua.

Dil bilimciler buna daha uygun  sözler üretmeli. Bende yanılabilirim. Birine dua edeyim derken beddua etmeyelim.

Bu konuyu dilcilere havale ettikten sonra şu “Saadet zinciri” meselesine kısaca bir    değineyim değerli okurlarım. Gazetecilik lisanıyla “Saadet zinciri bilinmeyen bir kaynaktan çıkan, kişiden kişiye ve ondan öteki kişilere olmak üzere pek çok yere para, yazı ve bunlar gibi materyallerin gönderilmesi, ve pek çok yerden aynı şekilde alınması biçiminde oluşturulan gönderi zinciri”. Bugünlerde şehrimizde meydana çıkan, itimat hissimizi tahrip eden vaka gibi.

“Hortlayan saadet zincirinin” halkaları bu şekilde oluşuyor değerli okurlarımız. Sefalete sürükleyen, ruhen sıkıntıya sokan, ailevi sorunlara neden olan bu gudubet zincirin bir baklası da siz olmak istemiyorsanız devlet garantisi olmayan, gayri meşru tüm illegal finansal mekanizmalardan uzak durmalıyız.

Bazı ard niyetli kişiler emek vermeden, alın teri dökmeden kısa yoldan para kazanmak köşeyi dönüp sırra kadem basmak isterler. Daha niyet ölçer cihazı icat edilmediği içi, kimin ne niyette olduğunu bilmek zor. Ama yaşanmış ders almamız gereken bazı gerçeklerde var. Her nedense yaşanan bu vahim durumları bazen göremiyoruz, basiretimiz kapanıyor. Ne yazık bu vakalar ara ara oluyor. Nitekim oldu bile ” Çiftlik Bank” hadisesi gibi.

Cebindekine elindekine kanaat etmeyen, helal haram demeden kesesini kasasını doldurup, son model lüks arabalara binmek, akıllı dairelerde oturup çevresine hava basmak  yani ” Her zaman bana hep bana” diyen tipler, insanlarımızı bir şekilde ikna ederek para topluyor , sonra sistem birden çöküyor altında kalanlar oluyor ve mağdurlar zinciri oluşturuyor maalesef.

Akibetleri  berbat olan, kurucuları ve iştirakçilerden bazılarını bunalımlara iten bu çeşit oluşumlar toplumda itibar ve itimat kaybına yol açıyor. Müşterek iş yapma gayretinde olan müteşebbis kabiliyetli halis niyetli insanların duygularını törpüleyerek yok ediyor. Güven vermeyen, devlet garantisi olamayan arkası karanlık işlere karşı daha dikkatli olmalıyız. ” Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmamalıyız”.

Yazılarımın birinde şükrün önemine değinmiş, ” Şükür rahmet ve bereket kapılarını ardına kadar açan bir anahtardır” demiştim. Doymasını bilmeyen oburlar şükretmesini de bilmezler.

Elindekilerle yetinmeyen, daha fazla servet elde etme hırsıyla ahlaki olmayan yollardan, zengin olmaya çalışan, edep fukarası kişiler fütursuzca  hareket eder daha bol kazanmak amacıyla her yolu mubah sayarlar. Çünkü o güruhun yaşamından günah tedavülden kalkmıştır.

Merhamet ve nedamet duyguları körleşenler, bir başkasının sahip olduğu maddi veya manevi güzelliklerini kıskanır, onun bu güzelliklerden mahrum kalmasını isterler. Çevresine verdiği zararın yanı sıra elindekilerle kanaat etmeyerek, hep başkalarının sahip olduğu birikimlere göz dikerler. Sonunda saadetten sefalete düşerler. Nihayetinde bu enaniyet sahibini tüketir. Bununla ilgili  Atalarımız ne güzel söylemişler ” Demiri pas, insanı hırs kemirir. Az tamah çok ziyan getirir”.

Biz alın teriyle, helalinden meşru yollardan kazanmış hiç kimsenin mağdur olmasını, sefalete düşmesini istemeyiz.

Bugünde bu kadar dostlar…eğer bir sürç-i Lisan ettiysek affola efendim. Sağlıcakla kalın bizimle kalın değerli Gazete Kırküç okurları.

 

http://gazetekirkuc.com/saadetten-sefalete/ linkinden çıktı edilmiştir.
Sayfayı yazdırmak için TIKLAYIN! Kapat