ALIŞKAN, ÇALIŞKAN

1369

Gazete Kırküç’teki ilk yazım… Üçüncü göz ile bir damla fikir… Gönül diliyle bir damla fikir… “İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su; bir hayata çattık ki hayata kurmuş pusu.” (Fazıl Necip KISAKÜREK)… Yazdıkça damla damla, bir damla fikir ile başta özümün, her okuyanın ve araştıranın düşünce ve gönül dünyasına konuk olmak derdinde olduğum biline… Olumlu ya olumsuz her türlü yapıcı, doğru ve âdil eleştirilerinizle bir damla fikir köşe yazılarıma katkıda bulunmanızı diliyorum…  Uluslararası Gençlik Gününde (12 Ağustos), gönlü, gayreti ve fikri hep genç olan ülke sevdalısı okurlarımızın kadim medeniyet değerlerimize, ülkemiz ekonomisine ve sosyal hayata millî duruş, heyecan ve hareketle katılmalarını ve katkıda bulunmalarını diliyorum…

Öğrenim ile bilgi yükleniriz… Eğitim sürecinde bilgiyi sorduğumuzda sorguladığımızda kazanımlar elde ederiz… Kazanımları uyguladığımızda eğitim sürecinde maksat hâsıl olur… Uyguladıklarımızı alışkanlık hâline getirdiğimizde bilginin kalıcı olmasını sağlarız. Bilgi ile aydınlanmayı sürdürebildiğimiz nispette kazanımlar meleke (yerleşmiş olan, huy, tekrar edilerek kazanılan yatkınlık, alışıklık) hâline dönüşür… Bütün bunlar sabır ile çalışkanlık ile vuku bulur… Alışkan, çalışkan olunca başarı elde edilebilir… Hayatı rutine ve otomasyona bağlamak ise kaçış yolu olmamalıdır… Yoksa “Ne yapayım, alışkanlık” bahanesi ile hayatı körebe oyununa çeviririz… Soracağız, sorgulayacağız… Beynimize ve gönlümüze filtresiz bilgi kırıntılarının girmesine izin vermeyeceğiz… Doğru referanslı etkin bilginin gönül-beyin fırtınasında işlenmesine çaba göstereceğiz… Çabalarımızı sabırla ve azimle sürdürülebilir çizgide devam ettireceğiz… Bunu becerebilen, alışkan, çalışkan olabildiğinde kaliteli davranabildiğinde netice zafer olur…

Bir düşünce ekersin, bir eylem biçersin. Bir eylem ekersin, alışkanlık biçersin. Bir alışkanlık ekersin, karakter biçersin. Bir karakter ekersin, kaderini biçersin.” (Robin Sharma)… Gerçekten, hayatımızın kazanımların sürdürülmesi üzerine konuşlandırılması alışkan olmamıza bağlı… Maymun iştahlılarla yol yürünmez… 40 yaşımız sonrası hayatımızın ikinci yarısında, ilk yarıda kazandığımız alışkanlıklarımızı sürdürdüğümüzde ve bize zarar veren alışkanlıklarımızı ise terk ettiğimizde her şey daha anlamlı… Neye ve nasıl alışkın olduğumuz önemli tabii…  Alışkanlıklarımız bize hayatı ya kolaylaştırır ya da alışkanlarımızın kölesi oluruz… Tercihlerimize göre yaşarız… “Biz insanın kaderini gayretine bağlı kıldık.” (İsra 13)… Alın yazımız alın terimize endeksli… Sabırla gayretle çaba göstermek ve bunu sürdürülebilir ve nitelikli hâlde devam ettirmek… Alışkanlıklarımız halat gibidir; gayretimizle halatın koparılamayacak kadar sağlam olması veya olmaması bize, bizim tercihimize bağlı… Sürekli yaptıklarımız, bizi biz yapar, adı alışkanlık olur… Alışkan ve çalışkan olan, düşünce kabiliyetini öldürmeden güzel alışkanlıklarına teslim olmalı… Meselâ, sigara içmek (doğrusu sigara çekmek olmalı) bir alışkanlık değil aslında; keyif bağımlılığı… Madde bağımlılığını, zaafların tercih haline gelmesini, dijital zehir bağımlılığını, alışkanlık diye kendimizi temize çıkaramayız… Alışkanlıkların bağımlılıklar haline gelmesine izin vermemek de bizim tercihimiz… Hayatın karmaşasından kurtulmak, dertlerimizden sıyrılmak için can dostlarımızla bir çıkış yolu bulmaya gayret göstermemiz gerek…  Çalışkan olmamız gerek… Bizi can sıkıntısından, kötü alışkanlıklardan ve her türlü yoksulluklardan kurtaracak özellik çalışkan olmak… Her şey bizim elimizde… Cesaretli ve çalışkan olduğumuzda fırsatları kazanımlar ve sonrasında alışkanlıklar haline getirebiliriz… Alışkanlıklarımızın bize egemen olmasına da geçit vermemek önemli… İrademizi ve tercihimizi alışkanlıklarımızın kumandasına bırakmamalıyız… Alışkanlıklarımızın bize değil, biz alışkanlıklarımıza hükmetmeliyiz… Özelikle sorumlu olduğumuz kimselere hiçbir şeyin bozamayacağı güzel alışkanlıklar kazandırmaya çalışmalıyız… Alışkanlıkların, bizi ve sorumlu olduklarımızı, sorgulamayan, anlamayan sadece tekrar eden bireyler haline getirmesine ise asla izin vermemeliyiz… Anlık ihtiyaçlara boyun eğen, aldatmayı ve aldatılmayı alışkanlık haline getiren olmamalıyız… Mutluluk sosyal ilişkilerimizden ve iletişimden ibaret değil; mutluluk içimizle kendimizle barışık olmaya bağlı öncelikle… Doğru, karakterli ve düzgün bir insanın bile kötü alışkanlık sonucu, alışkanlıklarına teslim olması sonucu kötüleşebileceği ve insan olma vasfını yitirebileceği inkâr edilemez bir hakikat… Alışkanlıklarımızın bizi kitlemesine izin vermeyelim; yoksa alışkanlarımızın, anahtarı kaybolmuş bir kelepçe haline geleceğini unuturuz… Uysallığımız yüzünden alışkanlıklarımızın kudret kazanmasına sebep olmayalım… İradeli olmaya, doğru tercihlerimizi doğru yapmaya devam; çalışmaya devam… Çalışmak da çaba göstermezsek elimizden kayıveren bir alışkanlık; çalışmayı terk etmek kolay, tekrar çalışmaya başlayabilmek ise zor bir alışkanlık… Ucuz yaklaşımla, irademizi “Alışmış kudurmuştan beterdir.” (Atasözü)ne ve “Alışkanlıklar ilk önce örümcek ağı gibidirler, sonra kablolaşırlar.” (İspanyol Atasözü)ne havale etmeyelim…

Bahanelere, zaaflara ve engellere takılmadan, bize kıymet kazandıran şeyler yapmaya ve bu alışkanlıklara sahip olmaya çalışalım… Çalışkan olalım…  “Keskin bıçak olmak için çok çekiç yemek gerekir.” (Atasözü)… “Dolaşan köpek açlıktan ölmez.” (Profer Merimee)… Başarı merdivenine ellerimiz cebimizde tırmanamayız… Talihimizi tercihlerimizle çalışma performansımızla belirleyebiliriz… “Pek çok insan diğerlerinin boşa harcadığı zamanı kullanarak öne geçer.” (Henry Ford)… Plansız çalışan bir hazine avcısının ülke ülke dolaşması gibi yaparak da çalışmalarımızı boşa çıkarmayalım… Sıradanlığı aşan gayret ve azimle çalışalım… Vasat zekâya sahip birinin elinden gelini yapmaya çalışmasının, zeki birinin tembelliğinden evlâ olduğunu bilerek hareket edelim… “Sıkı bir çalışmanın yerini hiçbir şey alamaz. “Deha, %1 ilham ve %99 terdir.” (Thomas A. Edison)… “Dünya herkese yetecek büyüklükte. Onun için başkasının yerini kapmaktansa çalışarak gerçek yerinizi bulun.” (Charlie Chaplin)… Tembellik Gününde  (Lazy Day -10 Ağustos) anlamamız gereken evrensel ders: Ekin ekelim ki harman zamanı mahsullerini alabilelim; tembellik ederek başkalarından geçinen parazitler olmayalım… Sahip olduklarımızı hakça bölüşelim; Millet olarak yekvücut olalım,  bölünmeyelimEvlatlar Gününü (Son and Daughtеr Day -11 Ağustos), Ortanca Çocuklar Gününü (Middlе Child Day –12 Ağustos), Solaklar Gününü, (Lеft-Handеrs Day -13 Ağustos), Rahatlama Gününü (Rеlaxation Day -15 Ağustos) ve Fıkra Anlatma Gününü (Tеll a Jokе Day -16 Ağustos) bu anlayışla idrâk edelim…

Sabırlı olalım; arı[1] gibi karınca gibi çalışkan olalım… Karınca felsefesini[2] şiar edinelim. Tüketilen gıdaların %90’ı, dünya üzerindeki %80’den fazla bitki türünden elde edilmekte… Elma, badem, havuç, brokoli ve ayçiçeği vb. ürünlerin tüketebilmesi arıların çalışkanlığı sayesinde…  Uçan kuşun gayreti kanatlarıyla olur… Hazineye ulaşabilmek eziyet – çile çekmek ile olur… “Devler gibi eserler bırakmak için karıncalar gibi çalışmak lâzım.” (Necip Fazıl Kısakürek)… Çalışarak hedefe ulaşılır… Boş duracağımıza bedava çalışalım… “İşleyen demir ışıldar.” (Atasözü)… Paslanacağımıza yıpranalım… “Çalışmak ibadetin yarısıdır.” (Atasözü)… “İnsanoğlu için en kutsal ibadet çalışmak, doğruluk ve insan sevgisidir.” (Hacı Bektaş-i Veli)… Selam, sevgi ve saygılarımla.  


[1] https://arastirma.tarimorman.gov.tr/alata/Belgeler/Diger-belgeler/Bah%C3%A7eBitkilerindeAr%C4%B1Kullan%C4%B1m%C4%B1C%C3%96zt%C3%BCrk.pdf

[2] Karınca Felsefesi (Jim Rohn): 1. Karıncalar eğer bir yere gidiyorlarsa ve onları durdurmaya çalışıyorsanız, başka bir yol ararlar; yukarı tırmanırlar; aşağı tırmanırlar; etrafından dolaşırlar ve pes etmeden başka bir yol aramaya devam ederler. Gitmeleri gereken yere ulaşmalarının bir yolunu aramayı asla bırakmazlar.     2. Karıncalar bütün yaz, kışı düşünürler; yaz ortasında kış aylarının yiyecek erzakını toplarlar. 3. Karıncalar tüm kış boyunca yaz mevsimini düşünürler. 4. Kışa hazırlanmak için yaz aylarında her bir karınca elinden gelen her şeyi yapar. Karıncalar, ASLA PES ETMEZLER, DEVAM EDERLER, POZİTİF OLURLAR ve ELLERİNDEN GELENİ YAPARLAR.




Leave a Reply

Your email address will not be published.