FARELERİN YARIŞI

190

 7 Ekim günkü iktisadi anlamda istikbalimiz parlak yazıma itirazının olduğunu söyleyen okurum,” Yanılmıyorsan sizde bir kamu kuruluşundan emeklisiniz. Çalışırken de özelleştirmeden yanay mıydınız “Sorusuna kısaca cevap vereyim. Evet yanaydım zira kitler iktidarların çiftliği haline getirilmişti. Her seçim öncesi oylarını almak, iktidarlarını sürdürmek için deneyimine, mesleki yeterliliğine bakılmaksızın çok kişiyi işe alırlardı. Bu nedenle zaman içinde kitler zarar etmeye başladılar.

 Özelleştirmeye tereddütlü baktığını sandığım okurum bazı konularda aynı düşündüğümüzü ifade ederek sözlerine şöyle devam etti.” Genelde Türkiye’nin özelde Kütahya’nın kalkınıp gelişmesinde moralin, cesaretin, ortak iş yapmanın önemi üzerinde duruyor, bunun gerekli olduğunu söylüyorsunuz. Bu görüşünüze katılmakla beraber bizde olabileceğini sanmıyorum. Çünkü yılların alışkanlığını ve kazanımlarını bırakmak öyle kolay olmuyor. Kamudan özele geçiş sürecinde bizim için en ideal olanı kamu- özel ortak yatırımlarıdır. Bunu başarmak için önce kalıplaşmış alışkanlıklarımızı terk ederek, geleceğimizi düşünerek, paramıza kıyarak kendimizi değil kentimizi öncelemeliyiz. Bunları yaparken de öyle her söyleneni duymayacak, deneyimli bireylere danışmayı ihmal etmeyeceksiniz.

 Yaşam bir yarıştır her şeyi ciddiye alırsanız hedefinize ulaşamaz yarışı kaybedersiniz. Söz buraya gelmişken bir öykü nakledeyim. Yazıp yazmamak size kalmış. Günlerden bir gün fareler yarışmaya karar vermişler. O gün gelmiş fareler şehrin meydanında toplanmışlar. Yarışacakları yer meydanın ortasında yüksek bir kuleymiş. Düşmeden kulenin tepesine çıkan yarışı kazanmış olacakmış. Nihayet saat gelmiş yarışacak fareler kulenin etrafında yerini alırken yarış sever farelerde alanı doldurarak merakla beklemeye başlamışlar. Yaşlı farenin start vermesiyle yarış başlamış. Yarışçı fareler heyecanla kuleye tırmanırken alandaki izleyici farelerde arkadaşlarından hiçbirinin kulenin tepesine çıkacağına, yarışı kazanacağına inanmıyormuş. Kulenin yüksekliğini, farelerin ürkekliğini gören izleyiciler arkadaşlarına acıyarak bir felaketin olabileceğinden korkarak ” Yapmayın etmeyin geri dönünün, eğer ısrar edersiniz perişan olacak bizlere acılar yaşatacaksınız.” Bu konuşmaları duyan yarışçı fareler hedeflerine ulaşamayacaklarını anlayınca teker teker yarışı bırakarak geri dönmüşler. Sadece biri inatla arkasına sağına soluna bakmadan kuleye tırmanmaya çalışıyormuş. Bunu gören meydandaki izleyiciler ” İyi ki döndüler yoksa patır patır düşecek, kimi sakatlanacak kimi de ölecekti. Keşke o inatçıda dönüp gelse” diye konuşurlarken arkasında nelerin olup bittiğini bilmeyen fare kazanmak duygusuyla tırmanarak kulenin tepesine çıkmayı başarmış. 

 Yorgunluktan bitap düşen, cesaretleri kırılan, yarıştan çekilen fareler şaşkınlık içinde arkadaşının bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler. Farelerden biri ona yaklaşmış ” Bu işi nasıl başardın” diye sormuş. Cevabını alamayan fareler o anda farkına varmışlar ki, kuleye çıkarak yarışı kazanan fare sağırmış meğer. Kaynağını hatırlayamadığım hikâye benden yorum senden” dedi. İlgisinden ve bu güzel hikayesinden dolayı okuruma teşekkür ederim. Bu kadim şehir için ” Benimde  söyleyecek sözüm var” diyen duyarlı okurlarımıza köşemin açık olduğunu belirterek sağlıcakla kalın bizimle kalın değerli GAZETE KIKRKÜÇ okurları.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *