ŞAİR ŞİİR VE BİZ

709

 Fırsat buldukça Kütahya’nın tarih, kültür, sanat, edebiyat, mimari ve folklorik değerleriyle zengin bir şehir olduğunu yazar söyler dururuz. Şehrimizi tanıtmak için kullandığımız bu sözleri duyan birileri bir gün gelirde anlattıklarınızı şiirlerde görmek, şairlerini tanımak istiyoruz derlerse neyi, kimi göstereceğiz. Tabi ki gezdirecek yerlerimiz söyleyecek sözümüz var. Bunların başında ecdat yadigarı tarihi mekanlar geliyor. Peki yeterli midir? bence hayır çünkü herkesin ilgi alanı farklıdır. Zira kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması insanları farklı tercihlere itiyor.

 Bunların dışında övünç duyacağımız başka değerlerimiz var mı? Mesela şairlerimiz gibi. Bugün edebiyat çevrelerinde Kütahyalı ozan olarak adından söz ettiren alanında temayüz etmiş kaç şairimiz var.? Yaşadıkları şehrin aynası olan şairler, yüreğinin derinliklerinden süzülüp gelen kelamı kibarları ile toplumda saygınlığı olan kelam ustalarıdır. Naif yürekli, latif duygulu şairler kişisel sorunlardan ziyade toplumun dertleriyle dertlenen, dertlerine şerik olmayı şiar edinmiş hümanist insanlardır. Ozanlar bozan değil sözleriyle, yaşam biçimiyle sevgiyi, hoşgörüyü anlatan, ortamı yumuşatıp onaran, duygu bağımızı pekiştiren kelam ve kalem ustalarıdır. Yaratılanı yaratandan ötürü sevmesini bilen, özüyle sözüyle Anadolu olan ozanlarımız ile gönül bağımızı daha muhkem hale getirmemiz gerekirken her geçen gün daha da gevşetiyoruz. Eğer bu ilgisizlik böyle devam ederse bir gün iyice kopacağından korkuyorum. Dün bu şehirde yaşamış adından sitayişle söz ettiren çok sayıda şairimiz var iken bugün iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar az. Buda bizim şaire ve şiire öyle ciddi anlamda kıymet vermediğimizi gösteriyor. Mesela bizim mana iklimimizde yetişen bir şairi ya tanımaz ya da tanıtmak için gayret göstermeyiz. Halbuki şairler şiirleriyle bir şehir için değer

ifade eden desteklenmesi gereken değerlerdir. Çünkü onlar öyle boş beleş kimseler değil. Duygularını, hayallerini sevgilerini yani kendi iç dünyasını yalın gerçeklerle kağıda döken, doğanın dili olan hassas yürekli insanlardır.

  “Ruhun ressamı” olarak tanımlanan şairlerle alakalı İbni Sina, Şairler söz sultanıdır; hekimler saltanatlarını vücut üzerine kurarlar, şairlerin dil güzelliği ruha zevk verir; hekimlerin fedakarlığı hastaları iyileştirir.” Buket Uzuner ” İnsan annesi için şiir yazmalı; hiç değilse hayatında bir kez.” Yahya Kemal Bayatlı.” Şiir düşünceyi duygu haline getirinceye kadar yoğurmaktır. Bir milletin şiiri devirleri aşan elden ele gezen bir meşaledir.” Atilla İlhan, bazıları şiir sevmez çünkü onların yaraları yoktur, yaradıkları vardır.”  M. Emin Yurdakul. ” Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet; sorunları toprak olmuş öksüz çocuk gibidir.”  Yakup Kadri Karaosmanoğlu. ” Şair tabiat gibidir, kendisinde gizlenmiş güzellik hazinesini ancak onu keşfetmesini bilenler bilir.” Sait Faik, ” Şiiri olmayan yerde insan sevgisi olmaz. İnsanı insana ancak şiir sevdirir, şiir insanı insana yaklaştıran şeydir.” Cahit Sıtkı Tarancı, ” Şiir, sözcüklerle güzel biçimler kurmak sanatıdır.  Cahit Zarifoğlu.” Sevgisizliğin dayatıldığı coğrafyalarda aşk şiiri yazmak bile başlı başına baş kaldırmaktır.”  demişler.

   İnsana ilişkin duyguları bünyesinde barındıran şiirler ve onları güzelleştiren şairler bu kadar değerli olmalarına rağmen Kütahya olarak bu hususta bugün bir varlık gösterebilmiş değiliz. Dün Ahmet Dai, Ahmedi, Ahmet Vasfi, Arifi, Asım Yakup Efendi, Azmi Mustafa Efendi, Askeri, Burhanettin İlyas Çelebi, Celal Sıtkı Gürler, Celalettin Ergun Çelebi, Cemal Germayani, Deli Şükrü, Fatma Hanım, Firak, Gaybi, Kara fazıl, Kamili, Künhi, Nasır Abdulbaki, Aşık Ömer, Pesendi, Sahip Mustafa Dede, Şeyhi, Necati Çağrıcı, Şaban Şükrü Sarı ve namı diğer Çakmakçı Mehmet. Görüldüğü gibi 26 şairini bağrında barındıran şehrimizde bugün ise Allah sağlıklı ömür versin 6 şairimiz bulunuyor. Bunlar Alaattin Uygun, Şahin Ertürk, Esat Anık, İsa Kahraman. Halil Arıkan ve Alaettin Güven. Bu değerli şairlerimiz tevazu göstererek şair olmadıklarını söyleseler de ben onları şair olarak görüyorum çünkü emekleri var. Bu kadar az şairi olan bir başka şehir düşünemiyorum. Bu durum bize hiç ama hiç yakışmıyor. Bizim ilgisizliğimiz bu değerlerimizin çoğalmasını engelliyor. Bu hususta bireysel olarak bir şey yapamayız ama yerel yönetimler şiir yarışmaları düzenleyerek, mevcut şairlerimizden jüri heyeti oluşturarak gençleri teşvik etmeliler. Ayrıca ünlü şairlerin katılımı ile şiir akşamları düzenlemeli. Mesela Elazığ’da yapılan ” Hazar şiir akşamları” gibi. Bildiğim kadarıyla Kütahya’dan sayın İsa Kahraman’da katılmıştı bir kere.  Allah Sağlıklı ömür versin iki dönem Belediye Başkanılığı Yapan Muhterem Süleyman Canan zamanında bu etkinlikler bizde de yapılıyordu.

 Şiir gibi şehir olan Kütahya’da bu kadar az şairimiz olması düşündürücü değil mi? Aslında bu sorunun cevabını öyle uzun uzadıya aramaya gerek yok. Çünkü çok basit. Yüreğimizin sesi olan kelâm ve kalem erbabı bu insanlara gereği kadar değer vermeyişimiz. ” Hulasa şiir yazmak bir sevdadır, maharettir sahip çıkmak ise medeniyettir. Her sanat gibi şiir de imha aracı olarak değil, ihya amacı olarak değerlendirmeliyiz. Üstat Necip Fazıl Kısakürek bu hususta bakın ne diyor. “Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış; marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış.” Çini ve porselen sanatıyla marka olan Kütahya’nın şairleri ve şiirleriyle anılan bir şehir olması temennisiyle Mübarek Ramazan Bayramınızı tebrik eder hayırlara vesile olmasını Allah ( cc) dilerim. Sağlıcakla kalın bizimle kalın değerli GAZETE KIRKÜÇ okurları.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *