ÖRNEK BİR TASARRUF GENELGESİ

265

  Geçen hafta tartışılan konulardan biride yayınlanan ” tasarruf genelgesi” oldu. Her zaman olduğu gibi yine beğenen var, beğenmeyip te eleştirende var. Nasıl olsa eleştirmek kolay çözüm sunmak zor. Muhalefet ” Kamu yatırımlarında, mal ve hizmet alımlarında kesintiler yapılması öngörülüyor. Bu pakette asıl hedef yerel seçimlerde 1. Parti olan CHP’ yi zayıflatmak ve CHP’li belediyeleri iş yapamaz hale getirmektir” diyerek tepki gösteriyor. Artık CHP’li belediyelerin bahanesi hazır.  Sanki kendilerinden başka partili belediye başkanları yokmuş gibi bir bakış içindeler.  Ben genelgenin tamamını okumadığım için kesin iyi veya kötü diyemiyorum. İsraf konusunda defalarca yazdığım ve tasarrufu savunduğum için bunun faydalı olacağını düşünüyorum. Dileğim odur ki vatandaşta bu genelgeye destek vererek tasarruf yapsın. Ancak korunması gereken sektörlerde var mesela mahalli basın gibi.

 Bende gündeme uyarak daha önceki yazımı güncelleyerek kendi yorumumu katmadan İslam tarihinin yetiştirdiği, tasarrufa çok önem veren meşhur büyüklerinden olan Emevî Halifesi Ömer İbn-i Abdülaziz’in, ders niteliğindeki menkıbesini nakledeceğim. Çünkü bu tasarruf konusu bugüne has bir mesele değil.

” Ömer İbn-i Abdülaziz, Kureyş’in en varlıklısı ve şık giyinenlerindendi. Halife olunca kıyafetçe en hasisi, yaşayışında en darlıklısı oldu.  Halife olmazdan önce 400 dirheme alınan elbiseyi beğenmez, kaba bulurdu. Halife olduktan sonra 14 dirhemlik elbise için: ” Suphanallah! Ne güzel ne hoş ne zarif!” diyerek takdir etmişti.

 ” Ömer İbn-i Abdülaziz halife olunca, kendisine atı getirilmişti, ona binmedi, mutat bineğine bindi. Saraya gelince taht hazırlanmıştı, ona oturmadı, bir minder üzerine oturdu…Halka ilk hitabesinde şöyle dedi: “…Hiç kimse bana körü körüne itaat etmeyecek. Allah’ın Şeriatına uymayan emirlere de itaat yok. Ben sizin hayırlınız değilim, sadece sizden biriyim…”

 ” Ömer İbn-i Abdülaziz halife olunca elbise, köle, koku nevinden bütün maddi varlığını gözden geçirdi. Zenginlik nevinden ne varsa sattı. Yekûnu 23 bin dinar tutmuştu. Hepsini de Allah yoluna bağışladı”.

 ” Ömer İbn-i Abdülaziz halife olunca, devlet dairelerine gönderdiği bir tamimle, yazışmalarda bundan böyle tomar şeklinde uzun kâğıt kullanılmayacak, yazılar kalın uçla yazılmayacak, uzun ifadelerden kaçınılacak” diye emretti. Kendi mektupları da bir karışı pek aşmıyordu.

 “( Ömer İbn-i Abdülaziz halife olup, kâğıt tahsisatını kısması üzerine Medine Valisi Ebu Bekr İbn-i Hazım, bir mektup yazarak tahsisatın artırılmasını talep edince şu cevabı aldı): ” Bana yazıyorsun ki, nezdindeki kâğıt stoku bitmiştir ve biz sana daha önce almakta olduğun miktardan daha az tahsisatta bulunduk. Kaleminin ucunu incelt, satırları sık tut, ihtiyaçlarını ayrı değil, toptan yaz. Ben Müslümanların malından, onlar için faydalı olmayan, lüzumsuz sarfiyata tahsisat ayıramam”.

 “Ömer İbn-i Abdülaziz’in bu adil ve iktisada riayetkâr tedbirleri İslam aleminde ekonomik hayatı öylesine düzeltmişti ki, iki buçuk yıl gibi kısa sürede hilafet döneminin sonunda, birçok bölgelerde zenginler zekât ve sadakalarını verecek fakir bulamıyorlardı”. Rahmetli doçent İbrahim Canan’ın İslam’da Çevre Sağlığı Kitabından alıntı yaptığım bu yazı tasarrufun önemini ne kadar güzel anlatıyor değil mi? İsrafsız günler dileğiyle sağlıkla kalın bizimle kalın değerli GAZETE KIRKÜÇ okurlar.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *