HEDİYE

259

  Birbirine komşu iki ülke varmış. Bu ülkelerin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar, ama her fırsatta birbirlerini rahatsız ederlermiş.  Doğum günlerinde, bayramlarda ilginç hediyeler göndererek karşısındakine zeka gösterisi yaparlardı.

 Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırdı. İstediği birer karış yüksekliğinde, altından, birbirinin tıpatıp aynısı üç insan heykeli yapmasıydı. Aralarında bir fark olacak ama bu farkı sadece ikisi bilecekti.

 Heykeller büyük bir itinayla hazırlandı ve doğum gününde komşu ülkenin hükümdarına gönderildi. Heykellerin yanına birde mektup konmuştu.

 Mektubunda şöyle diyordu heykelleri yaptıran hükümdar: Doğum gününü bu üç altın heykelle kutluyorum. Bu üç heykel birbirinin tıpatıp aynısı gibi görünebilir. Fakat içlerinden biri diğer ikisinden çok daha değerlidir. O heykeli bulunca bana haber ver.

 Hediyeyi alan hükümdar önce heykelleri tarttırdı. Üç altın heykel gramajına kadar eşitti. Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa hepsini çağırttı.

 Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelediler ama aralarında bir fark göremediler. Günler geçti. Bütün ülke hükümdarın sıkıntısını duymuştu ve kimse çözüm bulamıyordu. Sonunda, hükümdarın fazla isyankâr olduğu zindana attırdığı bir gence haber gönderdi. İyi okumuş, akıllı ve zeki olan bu genç, hükümdarın bazı isteklerine karşı çıktığı, itiraz ettiği için zindana atılmıştı.

 Başka çaresi kalmayan hükümdar bu genci çağırttı. Genç önce heykelleri sıkı sıkıya inceledi, sonra çok ince bir tel getirilmesini istedi. Teli birinci heykelciğin kulağından soktu, tel heykelin ağzından çıktı. İkinci heykele de aynı işlemi yaptı. Tel bu kez diğer kulaktan çıktı.

 Üçüncü heykelde tel kulaktan girdi ama bir yerden dışarı çıkmadı. Ancak telin sığabileceği bir kanal kalp hizasına kadar inebiliyor, oradan öteye gitmiyordu.

 Hükümdar heykelleri gönderen komşu ülke hükümdarına cevabını yazdı: Kulağından gireni ağzından çıkaran insan makbul değildir. Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa, o insanda makbul değildir. En değerli insan; kulağından gireni yüreğine gömen insandır. Bu değerli hediyen için çok teşekkür ederim… OSTİM Vakfı yayınlarının ” Hayata dair” üçüncü kitabından alıntı yaptığım bu hikâye ‘den herkes istediğini alması dileğiyle sağlıcakla kalın bizimle kalın değerli GAZETE KIRKÜÇ okurlar.




Leave a Reply

Your email address will not be published.