‘DUYGULANMAK MESELEYİ ÇÖZMÜYOR’

245

Hayatı engelliler için daha da zorlaştırdığımızı belirten Baro Başkanı Ahmet Atam, Bakanlığın denetiminde açılan özel öğretim okulunda engelli çocukların konunun uzmanı olmayan eğitimcilere emanet edildiğine değindi. Engelli istihdamının yetersizliğine de dikkat çeken Atam, “Duygulanmak meseleyi çözmüyor.” Dedi.

Baro Başkanı Av. Ahmet Atam, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası sebebiyle basın açıklamasında bulundu. Hayatı engelliler için kolaylaştırmak şöyle dursun, daha da zorlaştırdığımızı belirten Ahmet Atam, “Sesli trafik ışıklarının sesi, oradaki esnafı, ev sahibini rahatsız ediyor, araçlarımızı onların geçiş güzergahına, veya onlara tahsis edilmiş yerlere park etmek kolayımıza geliyor. Onlarla beraber olmak, vakit geçirmek bizi yavaşlatıyor diye bakıyoruz ve uzaklaşıyoruz.” İfadelerini kullandı.

‘BAŞLI BAŞINA BİR SORUN’   

Türkiye’de her yüz evden 5’inde engelli vatandaş olduğunu ifade eden Atam, “Çeşitli nedenlerle kısmen bazı bedensel ve zihinsel yeteneklerini yitirmişleri de sayarsak bu sayı 10 milyona ulaşıyor. Kimi akrabamız, arkadaşımız olan bu dostlarımızın eğitimden, sağlığa, iş hayatından, sosyal yaşantılarına kadar, akla gelemeyecek birçok problemleri bulunmakta. Eğitimleri kanunla Milli Eğitim Bakanlığı’nın sorumluluğuna verilmiş. Bakanlığın denetiminde açılan özel öğretim okulunda engelli çocuklarımıza yönelik eğitim faaliyetleri yürütülmekte, fakat yeterli mi? Denetimleri tam yapılabilmekte mi? Özellikle Eğitim Kurumlarının bazılarında az ücret ödeme pahasına kalifiye, konunun uzmanı olmayan eğitimci bulundurulması ve yeterli denetimlerin yapılmaması, başlı başına bir sorun.” Şeklinde konuştu.   

‘YETERLİ Mİ?’

Engellilerin sadece küçük bir kısmının kamu kurumlarında engelli kontenjanından istihdam edilmesinin yetersiz olduğunu dile getiren Ahmet Atam, “Onlara acıyarak bakmak ve duygulanmak meseleyi çözmüyor. Çalışabilecekleri iş ve iş alanlarını artırmak ve uygun duruma getirmek gerek. Korunmaları ve kolaylıklardan faydalanmaları için yasalar çıkarılmakta. Örneğin çalışan engelliler gelir vergisini indirimli öderler. Hareketlerini kolaylaştırmak için yurt dışından getirilen araç ve gereçlere gümrük vergisi ödemezler. Kendileri veya bakmakla yükümlü oldukları kişiler adına aldıkları araçlarda ÖTV muafiyetleri vardır, isterlerse erken emekli de olabilirler. Maddi açıdan nispeten yaşamlarını kolaylaştırıcı bu ayrıcalıklar yeterli midir?” sorusunu yöneltti.

‘YAPACAK DAHA ÇOK İŞİMİZ VAR’

Kontrollü bir şekilde yapılması gereken daha çok iş olduğunu açıklayan Atam şu ifadeleri kullandı: “Örneğin engelli vatandaşlarımızı ev ortamında desteklemek, toplumla engelli bireylerin kaynaşmasını sağlamak, engel gruplarına göre ihtiyaç duyulan araçları tedarik etmek ve engellilerin kapasitelerini geliştirmek, yaşam koşullarını iyileştirmek, bağımsızlaşmalarına destek olmak, toplumsal gelişmelerden pay almalarına yardımcı olarak üretime katkıda bulunmalarını sağlamak, bakım ve korumaya ihtiyacı olan engellilerin özel ihtiyaçlarını karşılayarak yaşam kalitelerini yükseltmek, toplumsal hayata daha aktif katılmalarını sağlamak, engellilerin kendileriyle ilgili hizmetlerin geliştirilmesinde aktif katılımlarını ve söz sahibi olmalarını sağlamak, engellilere ve ailelerine eğitim vererek çözümlere ortak etmek, kentsel çevrenin ulaşılabilirliğini sağlamak, şehri onlarında rahatça kullanabilecekleri şekle getirmek gerekmektedir. Empati yapmayı unutmadan, bu dostlarımıza bizlerde engel olmadan, yaşama sevinç ve isteklerini yükselterek, bedensel engelin bir özür, bir engel olmadığı, asıl ve en büyük engelin sevgisiz bir gönül olduğunu unutmadan engelsiz bir yaşam dileğiyle tüm engelli dostlarıma selam olsun.”

ŞEYMA DÖNMEZ




Leave a Reply

Your email address will not be published.