HELAL OLSUN BAŞKAN

202

 Helal olsun diyerek takdir ettiğim kişi Saadet Partisi İzmir İl Başkanı Sayın Mustafa Erduran. 6’lı masanın kurulduğu günden bugüne ilk defa SP’li birinin Cumhuriyet Halk Partili birilerine tepki gösterdiğini gördüm. İttifak bozulmasın diye milli ve manevi değerlerimize dil uzatanlara, hakaret edenlere bir çift laf etmedikleri gibi 6’lı masada da gündeme getirildiğini, Sayın genel başkan Kılıçdaroğlu’nun uyarıldığını sanmıyorum. Eğer rahatsız oldukları konuları iletmiş olsalardı ecdadına saygı gösterenleri rencide edici sözler söylenmezdi. Bu tip insanlara tepki göstermekten imtina edenlerin başta Cumhurbaşkanına ve partisine yönelik kırıcı sözler söylemeleri milletimizin kahir ekseriyetini üzerken bazılarınıda şımartıyor. Bu tür muhalefet tarzının hoş bir şey olmadığını kendilerinin de bilmeleri gerekir. Devlet başkanlarına saygı gösterilmesinin önemine değinen ünlü İslam alimi ve mutasavvıf Mevla’na Halid-i Bağdadi Hazretlerinin iki asır önce söylediği anlamlı bir sözü var.” Devlet Reislerine dil uzatmayınız. Onların iyilikleri için çalışınız. Çünkü onların iyiliği sizin iyiliğinize çalışmak şeklinde tecelli eder” demiş. Ben, eleştirmelerine itiraz etmiyorum ama kardeşlerini kıracak şekilde muhalefet etmelerine bir mana veremiyorum. Milli Selamet Partisinden bu yana milli görüşün yayın organlarında fahri olarak hizmet etmiş biri olarak buda beni ziyadesiyle üzüyor. İlla da ittifak gerekiyorsa milli ve manevi değerlerimizi küçümseyenlerle, darbelere destek verenlerle, inançlı kesime acılar yaşatanlarla, şanlı ecdadımıza hakaret edenlerle değil, bugün herkesin inancını özgürce yaşadığını ülkemizde yerli ve milli görüş çizgisinde siyaset yapan AK Partiyle olmalıdır diye düşünüyorum. 

 Daha önce bazı CHP’lilerin ve en son İzmir Büyük Şehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in, İzmir’in kurtuluş günü töreninde yaptığı konuşmasında bakiyesi olmakla gurur duyduğumuz ecdadımıza hakaret içeren sözlerine tepki gösteren Başkan Erduran, sosyal medya hesabından tepkilerini şöyle dile getirdi.” Biri ecdadıma küfreder, diğeri dinime söver, öbürü kültürümü yok sayar, bir diğeri de PKK’ya destek verir. Sayın Kılıçdaroğlu ülke birliğini yeniden tesis etmek için gayret göstersin bunlar da birliğin temeline dinamit koysun. Bu zihniyetin millet ittifakında yeri olamaz.” Bence de olmamalı. Çünkü muhterem genel başkanın milli ve manevi değerlerimize hassasiyetini biliyoruz ve bundan dolayı yadırgıyoruz. Belki zamanla durdukları yerin kendilerine uygun olmadığını anlarlar. Yıllarca milli görüşe canıyla, malıyla destek verenleri daha fazla üzmezler. Zira değerlerimizin hırpalanmasına daha fazla tahammülümüz kalmadı. Çünkü bizim ecdadımız despot değildi, hain hiç değildi. Adaletiyle, merhametiyle asırlarca bir yönetim şekli sergiledi kimseyi horlamadı. Bu erdemli özelliklerimiz bilinmesine rağmen, batıdan ödünç aldıkları çarpık zihniyetle değerlerimizi tahrip edenlerle, ecdadımızı hakir kendimizi fakir görenlerle ittifak edilmesi hoş birşey değil. Altılı masada yer alan sayın genel başkanların bu zihniyette oldukları söylenemez ama onlarında partililerini uyarmaları lazım. 9 Eylül günü güzel İzmir’imizin kurtuluşun 100’üncü yılında konuşan Başkan Soyer’in, babası savcı Nurettin Soyer 12 Eylül darbesinin ünlü işkencecilerinden olduğu söylenirken, bir kesimin her fırsatta hakaret ettikleri ecdadımızın adaletine bakar mısınız? 

 Osmanlı Devleti’nin ilk Şeyhülislam’ı Molla Fenari Bursa Kadısı iken adamın biri bir at satın alır. Evine dönerken atın hasta olduğunu fark eder ve geri götürmeye karar verir. Atı satan kişi belki zorluk çıkarır diye kadıya gidip işi sağlama bağlamak ister. Mahkemeye vardığında kadıyı makamında bulamaz ve işi ertesi güne bırakır.  Fakat at o gece ölür. Adam ertesi gün kadıya gider durumu anlatır ve mağdur olduğunu, ne yapması gerektiğini sorar. Kadı şu cevabı verir. – Senin zararını ben ödeyeceğim. Adam hayretle:- Niçin ödeyeceksiniz kadı efendi? Kadı’nın cevabı şu olur:- Benim ilgim yok gibi görünse de aslında ben kusurluyum. Eğer dün geldiğinde beni yerimde bulmuş olsaydın, hadiseye müdahale edip atı geri verdirmeni sağlayacaktım. Böylelikle sen paranı geri almış, at ise sahibinin elinde ölmüş olacaktı. Senin bu şekilde mağdur olmana sebep benim. Benim yerimde bulunmayışın buna neden olmuştur. Şimdi bu imkân ortadan kalkmıştır. Bu yüzden zararı benim karşılamam tazmin etmem gerekir der ve atın bedelini öder. Artık bunun mukayesesini sizlerin yapmanız dileğiyle sağlıcakla kalın bizimle kalın değerli GAZETE KIRKÜÇ okurları. 




Leave a Reply

Your email address will not be published.