BU HAFTA HİKAYELERİMİZ VAR

460

 Değerli okurlarım, seçimlere 46 gün kaldı. Şimdiden milletvekili aday adaylarımızı büyük bir merak sardı. Meraklanmakla haklılar zira Allah kimseye geçim derdiyle seçim derdi vermesin. İkiside zordur insanı gerim gerim gerdirir. Bu stres içinde olan aday adaylarımız ” Ankara Ankara seni görmek ister her bahtı kara” marşını mırıldanırken, seçmenlerde ” Unutma beni” şarkısını söylüyor. Tabii seçmenlerde haklı zira seçilip Ankara’ya gidenler hepsi değilse bile “velinimetim” dediği seçmenlerini unutanlarda oluyor. Aslında bu konuda yazalacak çok şey var ama daha erken. Adaylarımız açıklanınca bizde bilgimiz nispetinde bir şeyler yazmaya gayret ederiz. Bu hafta alıntı yaptığım kısa kısa hikayeler nakledeyim. Hikaye deyip geçmemek lazım çünkü ders alacağımız mevzular var. 

 İLERİ GİTMEYE MECBURUZ                                                

 Efendim rivayet edilirki Tarık Bin Ziyad Endülüse çıkınca askerlerine şöyle hitap etmişti; – Gaziler! Biz öyle bir mevkideyiz ki, önümüz düşman, arkamız denizdir. İleri gitmekten çekinmeyiniz. Çünkü ileride başarı ve ganimet ihtimali var. Fakat geri dönmekten korkunuz. Zira geride denize dökülmekten, kumda boğulmaktan başka bir sonuç yok. Yokluğa ve nimetlere boğulma sizin elinizdedir. Gayretli ve yiğit olun. Hücüm ederseniz, yenersiniz. Kaçarsanız, yenilirsiniz.                                            

SOKRAT ÖĞRENCİLERİNİ NASIL SEÇERDİ?

  Öğrencilerinden biri sokrata şöyle bir soru sordu: – Bir gün dahi olsa sizden ders alabilmek için yanınıza gelen herkese, niye bir gölcüğe bakıp ne gördüklerini soruyorsunuz? Bu işin öğrencilikle ne alakası var? Sokrat bu soruya şu cevabı verdi: – Bu bir imtihandır. Havuzda balıkların yüzdüğünü söyleyen herkesi yanıma alır, ders halkama dahil ederim. Ama havuzda kendi imajlarının aynalaşmasından, kendilerinden başka bir şey görmeyenler, kendilerine aşık insanlardır. Benim onlara verebileceğim ders olamaz.                

 SORUMLULUK

  Osmanlı Develeti’nin ilk Şeyhülislamı Molla Fenari’dir. Bursa kadısı iken adamın biri bir at satın alır. Evine dönerken atın hasta olduğunu fark eder. Geri götürmeye karar verir.  Atı satan kişi belki zorluk çıkarır diye, kadıya gidip işi sağlama bağlamak ister. Mahkemeye vardığında kadı yerinde değildir. İşini ertesi güne bırakır. Fakat hasta at o gece ölür. Adam kadıya durumu anlatır ve mağdur olduğunu, ne yapması gerektiğini sorar. Molla Fenari şu cevabı verir. – Senin zararını ben ödeyeceğim. Adam hayretle:- Niçin siz ödeyeceksiniz? Molla Fenari’nin cevabı şu olur:- Benim ilgim yok gibi görünüyor, ama aslında ben kusurluyum. Eğer dün geldiğinde beni yerimde bulmuş olsaydın, hadiseye müdahele edip atı geri verdirmeni sağlayacaktım. Böylelikle sen paranı geri almış, at ise sahibinin elinde ölmüş olacaktı. Senin bu şekilde mağdur olmana sebep benim yerimde bulunmayışım olmuştur. Şimdi bu imkan ortadan kalkmıştır. Bu yüzden zararı benim tazmin etmem gerekir der ve bedelini öder. 




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *