BİR DEĞİL BİN TEŞEKKÜR

676

  26 Aralık günü şiddetli baş dönmesi, mide bulantısı, sol kulakta ağrı ve akıntı şikâyetim nedeniyle randevulu olarak Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ek binada KBB Uzman Dr. Nurullah Türe’ye muayene oldum. Çektirilen tomografi sonucu sol kulakta polip tanısı koydular. Doğrusu polipin ne olduğunu bilmediğim için moralim epey bozuldu.

 Yatarak tedavi olmamı isteyen sayın doktor tekerlekli sandalye ile servise çıkartarak 2017 Şubat ayında vertigo teşhisiyle yattığım yatağa tesadüfen yatırdılar ve hemen tedaviye başladılar. Doktorların, personelin hastalara nazikçe davranmaları beni umutlandırdı.

 Yatakta kolumda serum olduğu için Google’dan polipin ne olduğunu öğrenemedim. Nevresimi kafama çekip sessizce bunu düşündüm. Nedendir bilmem ama hep kötü şeyler geldi aklıma. Gece yarısı bu kötü vehimlerden kurtularak Yaradan’a sığındım, doktorlara güvendim.

 Başımda refakatçi kalan eşim sabaha kadar uyumadı hep beni gözetledi. Sabah hastalarını kontrole gelen doktora polipin ne olduğu sordum. Korkulacak bir şey olmadığını ve uygulayacakları tedaviyle polipin yok edileceğini söyleyince rahatladım. Bir hafta kaldığım hastanede başta Prof. Dr. Nadir Yıldırım, Uzman Dr. Nurullah Türe, Asistanlar ve Hemşireler hastalara gösterdikleri şefkat, ilgi ve mesleki hassasiyet moral kaynağımız oldu.

 KBB servisinde yattığım süre işinde sağlık personelinin özverili çalışmasıyla, gülen yüzleriyle, tatlı sözleriyle hastalara yaklaşmaları hakikaten takdire şayan bir hizmettir. Hiçbirinden somurtkan bir yüz, kem bir söz duymadım. Yılbaşı tatiline rağmen doktorlar, hemşireler ve tüm personel görevlerini aksatmadan layıkıyla yaptılar. Şekerimizi, tansiyonumuzu, ateşimizi ve kandaki oksijen değerlerimizi düzenli ölçtüler. Kulağım günlük yıkandı ve pansumanı yapıldı. Kısa sürede başımın dönmesi ve kulak ağrısı durdu, polip küçüldü, sesleri net duymaya başladım.

 Hasta yatağımda bu güzel ruhlu insanların robot olmadığını, senin-benim gibi etten, kemikten ve ruhtan oluşan canlı varlıklar olduklarını, her insan gibi onlarında duyguları, sorunları ve sosyal yaşamları olduğunu, ama bunları hiçbir zaman hastalarına yansıtmadıklarını düşündüm. Mevzu buraya gelmişken değerli yazar kardeşim Remzi Günay’ın,” SAĞLIKTA ŞİDDET DURMUYOR!” başlıklı yazısından bir alıntı yapayım.

 Cerrahın telefonu çalar, arayan hastane sekreteridir. —Sayın hekim, ağır bir hasta var. Acele bütün işinizi bırakıp gelin. Hekim “geliyorum” deyip hemen yola çıktı. Hekimi hastanede hastanın babası hışımla karşıladı: —Benim oğlum ölüm döşeğinde, niçin bu kadar geç kaldınız? Cerrah hafifçe tebessüm eder. —Bana haber verilir verilmez acele geldim. Bir de unutmayın ki, hayat ve ölüm Allah’ın elindedir. Cerrah ameliyat odasına dahil oldu. Ameliyat iki saat sürdü. Cerrah odadan çıkıp koridordaki babanın yanından sakince geçip gitti. Ardından yardımcı hekim çıktı. Babaya; —“Oğlunuz yaşayacak” dedi. Baba bir an sevindi, sonra tekrar hiddetlenip: —Bu cerrah çok kötü ve insafsız bir adam. Ne vardı yani, çıkarken bana iyi haberi verseydi? Yardımcı hekimin gözleri doldu ve adamı hayatı boyunca pişmanlığa sevk edecek şu cevabı verdi: “Cerrah çok iyi, güzel, insaflı bir insandır. Onun oğlu otomobil kazasında bugün vefat etti. Biz onu defin merasiminden çağırdık. Oğlunun defin merasimini yapmadan sizin oğlunuzun şifasına vesile olmak için hastaneye geldi.” Dedi.

  Hakikaten doktorların işi hiçte kolay değil. Gecesini gündüzüne katmış mesai mefhumu gözetmeksizin çalışıyorlar. Poliklinikte, serviste, nöbette ve ameliyatta. Bütün hastalarına büyük özen göstererek sağlıklarına kavuşmaları için samimi gayret gösteriyorlar. Sakın abarttığımı sanmayın. Bizler akşamları televizyonlarımızın karşısında çaylarımızı, kahvelerimizi afiyetle yudumlarken, eşimizle çocuklarımızla muhabbet ederken onlar ameliyathanede bir canı kurtarmanın çabasındalar. İnanmayan ek binada hemen birinci katta üroloji polikliniklerinin karşısında bilgilendirme ekranından görebilirler.

 Yatış sırasında şefkatin önemli bir şifa kaynağı olduğunu bir kez daha anladım. Görevlerini layıkıyla yapan fedakar insanlara ” Marifet iltifata tabiidir” diyen atalarımızı sözünü dinleyerek bende marifetli ellere, merhametli yüreklere iltifatta bulundum. Zira duayı ve teşekkürü ziyadesiyle hak ediyorlar. Burada şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Benim gazeteci olduğumu kimse bilmedi çünkü söylemedim.

Başta Uzman Dr. Nurullah Türe’ye, Asistanlarına, poliklinik personeline, KKB servisi hemşirelerine ve personeline çok teşekkür ediyorum rabbim hepinizden razı olsun. Gözlerinizin feri, ruhunuzun dipdiri olması dilegiyle, yolunuz ve ufkunuz hep açık olsun, elleriniz dert görmesin güzel insanlar. Bu güzelliklerin yanında hoş olmayan birde sorun vardı. KBB servisinde bulunan erkek tuvaletlerinin tavanından durmadan su damlaması. Hastaların çoğu bodrum kattaki tuvaletlere gitmek durumunda kalıyordu. Umarım gerekli tamirat yapılmıştır. Bu duygu ve düşüncelerle bu haftada yazımızın sonuna geldik. Eğer bir sürçü lisan ettiysek affola efendim. Sağlıkla kalın bizimle kalın değerli GAZETE KIRKÜÇ okurları.  

Bin teşekkür de fedakarca çalışan gazeteci dostlarıma. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *