PLASEBO

228

Size fayda sağlamayacağını bildiğiniz bir ilacı kullanır mısınız? Ya da şöyle soralım; yıllardır kullandığınız bir ilacın plasebo olduğunu öğrendiniz, ne yaparsınız?

Plasebo, etkisiz bir ilacın telkine dayalı bir etki ortaya çıkarma halidir. Latince kökenli bir kelime olup hoşnut etmek anlamına gelir. İlaç, vücuda ağızburun veya enjeksiyon yolu ile verilebilir. Bunun yanında cerrahi girişimlerle bile placebo etkisi sağlanabilir

Aslında plasebonun fiziksel anlamda tedaviye yönelik bir gücü yoktur. Sahip olduğu tedavi gücünü tamamen hastanın verilen ilacın işe yarayacak ilaç olduğunu düşünmesinden ve faydası olduğuna kuvvetli olarak inanmasından  alır.

Plasebo, tıbbın bilimsel olarak açıklayamadığı bir şekilde insanların istemeleri halinde kendi kendilerini iyileştirme gücüne yöneliktir. Tıbbi olarak kurtulma ihtimali zayıf görülen birçok hasta, ölmekten bu güç sayesinde kurtulmuş, tıbbın çözüm bulamadığı kanserin tedavisinde çoğunlukla yüksek moral ve iyileşme azmi etkili olmuştur.

Gelelim yaşamadaki uygulanan ilginç örneklerine. Ortaçağ Avrupa’sında zengin ve asillerin cenazesi olduğunda kendilerinin asaletine yakışmadığı için ücret karşılığı cenazeye ağlayan kişiler edinirmiş. 1785 yıllarında tıp otoriteleri bunu hastanın faydasına olacağına inandığı ancak hiçbir tedavi niteliği olmayan ilaçlar için kullanmış.

Çanakkale savaşlarında serumlar bitince bazı doktorlar temiz suya bir miktar tuz koyarak serum yerine kullandığı, doktoruna inanan hastaların gerçekten fayda gördüğü tespit edilmiştir.

Bugünkü tıpta plasebo ilaçlar özellikle psikolojik vakalarda kullanılmakta, hatta beyaz ve kırmızı renkli tabletlerin kırmızı olanlarının daha etkili olduğu hastalar tarafından tercih edilmektedir.

Şimdi “Plasebo” yu yaşamın farklı alanlarında kullandığımızı ama yıllardır farkında olmadığımızı söylesem.

Örneğin, eğitim sistemi yabancı dili gerçekten bu sistemle öğretemeyeceğini bilir , ama

kullanır. Eğitim sistemini belirleyenlerin Plasebosu.

Adalet sistemi bu kadro ve kanunlarla adaletin tecelli etmeyeceğini bilir, ama kullanır. Değiştirmemekte direnen bürokratların Plasebosu.

Yetersiz öğretmen kadrosu ile ilkokuldan üniversiteye sağlıklı ve gerekli donanımda ve toplumun ihtiyaçlarına uygun eğitim verilemeyeceğini üst otorite bilir, ama kullanmaya devam eder. Bir tarafta diplomalı işsizler, diğer tarafta işini yapacak eleman ihtiyacında olan iş verenler. Konunun taraflarının Plasebosu.

Şimdi sıkı durun; Artık sorgulayan “Z” kuşağı ve ondan etkilenen okumuş aydın kesim ile toplumun öneli bir kesmi Plaseboları farketti.  Hizmet aldığı veya kendisine sunulan bazı jargonların faydasız ve sahte olduğunu anladı.  Plasebonun temelinde hastanın doktoruna güvenmesi ve kullandığı ilacın faydalı olduğuna inanması vardı.

Artık iş açığa çıktı! Bundan sonra toplum bu plaseboları çöpe atabilecek mi ? Yerine faydalı çözümler koyabilecek mi? Yıllardır kendisine plaseboları yutturan otoritelerden hesap sorabilecek mi? Ilık suda reflekslerini kaybetmiş bir kurbağa gibi çaresiz teslim olmaya devam mı edecek?

Evet sevgili okurlar; değerli dostum Ahmet KAHVECİ nin fikirlerinden esinlendiğim bu yazımın son tahlilinde plesebonun iki yönü var birinci yönü hastaları iyileştirme, onların kendilerini iyi hissetmeleri yönü ki buna sizlerde hayatınızda şahit olmuşsunuzdur. Bu iyi yönü ancak diğer yönü olan zararlı olan inanış yönü ki bu senaryonun öznesi ve esası.  Bunun adamı biz, toplumu oluşturan ve yönlendirenler. Ya bir şeyler yapacağız, bir yol bulacağız, uyanacağız.! Ya da oyalanmaya devam edeceğiz… Hepinize iyi haftalar….




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *