SÜPÜRGE

1698

Süpürge, süpürme âleti, ‘süpürmek’ fiilinden türetilmiş… Süpürge (Azerbaycan Türkçesi: süpürgä, Başkurt Türkçesi: hipirtki, Kazak Türkçesi: sıpırğış, Kırgız Türkçesi: şıpırğı, Özbek Türkçesi: süpürgi, Tatar Türkçesi: sibirki, Türkmen Türkçesi: sübse, Uygur Türkçesi: süpürgä)… Süpürgelik, elektrikli süpürge (Azerbaycan Türkçesi: tozsoran)… Uçan süpürge, Avrupa mitolojisinde cadıların üzerine binerek uçtuklarına inanılan, otlardan yapılmış, tahta saplı süpürge (cadısüpürgesi)… Süpürge ve fırça… Süpürge, kırsal bölgelerde yaşayanların hâlâ vazgeçilmezi… Süpürge, funda bitkisinden yapılır… Süpürge otu olarak bilinen funda bitkisinin hasadı, Eylül ayında yapılmakta… Kadim medeniyetimizde süpürge yapımının kısa serüveni… Süpürgeler, ‘süpürgeciler hanı’ denen yerlerdeki küçük dükkânlarda tarladan toplanan süpürge tellerinden üretilirmiş…  Süper telleri uygun uzunlukta kesilip tohumları ve yaprakları ayıklandıktan sonra demetler hâline getirilerek üretici tarafından satışa çıkarılırmış… Üreticinin belirlediği fiyatlar üzerinden açık arttırma ile süpürge yapımcıları tarafından satın alınan süpürge telleri yumuşak olması için su ile ıslatılırmış… Islatılan teller küçük kapalı ve bir ocağı bulunan penceresiz bir odaya konularak kükürtle ağartılırmış… Ağartılan bu süpürge telleri ayıklayıcı kişi tarafından bıçakla ayıklanırmış… Kalın, dolgun ve etli olanlar tepelik, ince ve cılız tellerde işlik olarak ayrılırmış… Kısa, kırık, koyu renkte düzgün olmayan teller ayıklanarak küçük el süpürgeleri ve top süpürge yapımında kullanılırmış… Süpürge telleri, sarıcılar tarafından temizlenirmiş… 4-9 veya daha fazla demet bir araya getirilirmiş… Demetlerden ikisi birleştirilip pamuk ipliğiyle bağlanarak, süpürge taslağı oluşturulurmuş… Sonra bağlayıcılar tarafından yapılan taslağın sapına 4-5 tel yerleştirilerek tepelik yapılırmış… ‘Ayakcak’ denilen ayak mengenesinden yararlanılarak sap, üç ya da daha çok yerinden galvanize telle bağlanırmış… Süpürge taslağına ‘el mengenesi’ (falaka) yardımıyla süpürge biçimi verilip tokmakla vurularak sağlamlaştırılırmış… En sonunda, üç ya da daha çok yerinden çuvaldızla dikilirmiş… Süpürge, kadim medeniyetimizde mühim bir simge aynı zamanda… Meselâ, Edirne’de evlenme geleneklerinde süpürge çok önemli imiş… Süpürgenin sapına kabara denilen iri başlı özel bir çivi çakıldığında, kullanan bayanın kız olduğu anlaşılırmış; süpürge, evin kapısı dışına asıldığında ise o evde evlenecek çağda kız bulunduğu anlaşılırmış… Süpürge, evlenecek kızların çeyiz eşyaları arasında muhakkak bulunurmuş…

Teknoloji sayesinde mekanik sistemlerin devreye girmesiyle döner fırçalı ve kiri emen körüklü temizleyiciler kullanılmaya başlanması; süpürgenin pabucunu dama atabilmiş mi? Süpürgesiz temizliğin bir tarafı hep eksik kalmaya mahkûm… Süpürgenin, elektrikli hâle gelmesi, İngiliz Hubert Booth (1871-1955)  tarafından olmuş… Hubert Booth elektrikli süpürgeyi icat ettikten sonra British Vacuum Company isimli şirketi kurmuş (1901) … Yakıtla çalışan, at arabalarıyla taşınan ve taşıması oldukça zahmetli olan bu alet mârifetiyle pencerelerden uzatılan bir hortumla evlerin içi işçiler tarafından temizlenmiş… Bunu; 1906 yılında Fransa’da Robert Bimm tarafından icat edilen Birum adlı, toz çeken, pompayla işleyen, tozun toplandığı kovası, toz torbası, borusu, vb. kısımları olan ilk el süpürgesi takip etmiş… Sonrasında bu süpürgeler, yerini elektrik motoru ve fanı olan bugünkü elektrikli süpürgelere bırakmış…

Süpürge çalısı, süpürge darısı, süpürge otu, cadısüpürgesi, çalı süpürgesi, elektrikli süpürge, kaldırım süpürgesi, tavan süpürgesi… Süpürge süpürmek için kullanılır, elbette… Süpürge, kimi sanatkârlar için çok farklı amaçlar için de kullanılabilir… Yerleri-etrafı süpürmeyi, öz bakımımızı herkesten daha iyi yapmalıyız! Karakterimizin ve kişiliğimizindoğru çizgide sürdürülebilirliği buna bağlı… Süpürge ile yerleri süpüresim geldi; süpürgeyi alıp uçasım geldi… Olmadı kaptı süpürgeyi annemin eklinden, süpürgeyi ut, keman, saz yapasım geldi… Süpürge deyip geçmeyin… Elektrikli Süpürge Gününü (Crеatе a Vacuum Day -4 Şubat) beklemeye gerek yok… Süpürülecek o kadar çok tarihin tozlu rafları var ki… Süpürülecek o kadar çok davranış, adet, alışkanlık, tarz, rutin işler, yararsız-hatalı bilgi kirliliği var ki… En iyisi her birimiz, süpürmeye evimizin önünden başlayalım! Süprüntü, sadece süpürgeyle temizlik yapıldığında toplanan toz, çöp değil; süprüntü, en değersiz, en kötü, hiçbir işe yaramaz, niteliksiz şey de değil… Sorunlardan kaçınca ve onların üstünü örtünce ya da çöpleri halının altına süpürünce başarılı mı oluruz? Hâlbuki problemi anlamak ve kabullenmek çözümün başlangıcı… Öncelikle zihnimizdeki, bilinçaltımızdaki ve yüreğimizdeki süprüntü çıkmazlardan kurtulmak gerek… Süprüntü dilimizden, yüreğimizden ve aklımızdan söküp atamadığımız can yakıcı, zehirli, iğneleyici her davranış ve söz… Seven, sayan; kötüyü, kötü sözü sevemez, düşünemez, söyleyemez; her aklına geleni bir bir saydıramaz, sayamaz… Canın kırılması, camın kırılması gibi olmaz; süpürünce gitmez ve bitmez; içimizi, beynimizi yakar, her hatırlandığında yüreğimize batar… Dilin kemiği yok elbette; söylenen sözün kılçığı var lâkin… Kusur mu olur affetmek? Af etmek, hangi gönle atfedilebilir? Mesele tek yüzlü olmak ve hâddi aşmamak… Fütursuzluk maskenin düşmesine sebep… Velhâsıl kelam herkese lâzım adalet ve ahlakî/etik değerler ve edep… Öncelik içimizdeki çöpleri süpürebilmek olmalı… Tabii, çöpleri halı altına ya da bilinçaltına süpürerek çözüm üretmek kolaycılığı değil kastımız…

Sofrada ne varsa silip süpürmeye, elde avuçta ne varsa silip süpürmeye ve ortalıkta ne varsa silip süpürmeye tamam… Sahip olduğumuz değerlerin silip süprülmesine hayır! İpteki düğümü, kördüğümü çözebilmek ve cam kırıklarını, çerçöpü süpürmek, bazen zor da olsa mümkün… Boğazımızdaki ve yüreğimizdeki düğümleri çözebilmek ve içimizdeki hasarı süpürebilmek ise gayrimümkün… Selam, sevgi ve saygılarımla.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *