KÜTÜPHANE…

1923

Kalem, kelâm, defter, kitap ve kütüphaneKitap, (Arapça ketebe -yazmak’tan kitab -yazılı olan, yazılan) anlamında… Türkçesi bitig/bitik/betik (Divânu Lügati’t Türk – Kaşgarlı Mahmud, 1072-1074)… Kitap, bir kenarından birleştirilerek dışına kapak takılmış yâni ciltlenmiş, (kâğıt, parşömen vb. malzemeden üretilmiş) üzeri baskılı sayfaların bir araya gelmesiyle oluşmakta… Bir kitapta ISBN (Uluslararası Standart Kitap Numarası -International Standard Book Number), kapak (sert ya da karton cilt, tasarım), biyografiler (özgeçmişler), iç kapak sayfası, önsöz, giriş, ana içerik, sonuç, ekler, tablolar, notlar (dipnotları), kaynakça, dizin, kronoloji vb. kısımlar bulunur. Kitap, belli sayıda sayfası olan birbirine yapıştırılmış ve ciltlenmiş yazılı, basılı, resimli çalışma veya boş sayfaları da olabilen ciltli bir yayın… Kitap; roman, sözlük, ansiklopedi, ders kitabı, atlas, rehber vb. yayın… UNESCO (https://www.unesco.org.tr/)  tanımına göre, bir k(kitabın adı, yazarı, yayıncısı, yayın yeri ve tarihi), künye sayfası, ithaf sayfası, içindekiler, bölümler, kısaltmalar, haritalar, resimler, takdim itap ‘49 veya daha fazla sayfası olan, ciltli, süreli olmayan bir yayın’, ABD posta (USPS-  https://www.usps.com/) hizmetine göre ise ‘24 veya daha fazla sayfadan oluşan ciltli bir yayın’… Kitap ve kitapçık…  Kitapçık, broşür, birkaç sayfası ve kâğıt kapakları olan ciltsiz, ancak bağlanmış küçük bir kitap, fiziksel boyutları küçük olan mini referans kitabı veya cep boyutunda bir kılavuz gibi spiral ciltli bir kitap… Kitabın yapraklarını oluşturan malzemeler: Kil tablet, palmiye yaprağı, deri, kâğıt… Kitap ve kütüphane… Kütüphane, Farsça ve Arapça kökenli kütüb (kitaplar) ile Farsça hane (ev) sözcüklerinden türemiş sözcük… Kütüphane, kitap satılan dükkân, kitaplık, kitabevi… Kütüphane, kitap alınıp okunulan ve ders çalışılan yer… Kütüphane, kitap ve benzeri materyallerin toplandığı, saklandığı, okuyucu ve araştırmacıların istifadesine sunulan yer…  Özel ve devlet kütüphaneleri mevcut… Okullarımızda Z kütüphanelerin (estetik ve ergonomik olarak tasarlanmış kütüphanelerin etkileşimli tahta ve internete bağlı bilgisayarlar ile zenginleştirilmiş hâli) sayısı artmakta… Günümüzde, dijital kütüphanelere ve dijital müzelere daha çok ihtiyaç var… Son geldiğimiz nokta, teknoloji sayesinde tanıştığımız e-kitaplar, sosyal medya, dijital platformlar… Dijital teknoloji marifetiyle kitapların vb. yayınların ve konuşmaların yazı ya da ses olarak elektronik ortama aktarılması… Dijital kütüphaneler… Dijital kütüphanelerde kitaplara, makalelere vb. yayınlara ulaşabilmek mümkün… Türkiye’de erişebileceğimiz pek çok ücretli/ücretsiz online/çevrimiçi kütüphaneler var… Meselâ, TBMM Kütüphanesi Açık Erişim Koleksiyonu (https://acikerisim.tbmm.gov.tr/xmlui/handle/11543/1)… Türkiye Yazma Eserler Kurumu (http://ekitap.yek.gov.tr/)… Koç Üniversitesi kütüphanesinde bulunan 200’den fazla yazma eserin taranmış-dijital nüshası (http://digitalcollections.library.ku.edu.tr/cdm/search/col)… Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (https://islamansiklopedisi.org.tr/)…  

Kalem, kelâm, defter, kitap ve kütüphane, hak ve adâlet eksenli olmalı, insanlığın felâhına hizmet etmeli… Gâzi ve kâtilin elindeki, aynı silah… Kalem, kelâm, defter, kitap ve kütüphane… Tarihte, yazılan kitapların yakılıp imha edildiğini, bazı kitapların yasaklandığını biliyoruz… Tarih sayfalarını geriye doğru çevirelim… Yakılan kitaplara bakalım… En vahimi, İznik İnanç Bildirisi… İznik Konsili, Hıristiyanlık’ta kiliseye bağlı bütün piskoposların katılımıyla düzenlenen, önemli dinî konuların tartışılıp karara bağlandığı genel (ekümenik) Konsili, İmparator 1.Konstantinos’un daveti üzerine 325 yılında İznik’te toplanmış… Konsilde, Papa 1.Sylvestre, iki rahip (Vito, Vincentius) tarafından temsil edilmiş… İznik Konsili’nin esas mevzuu, İsa’nın gerçek Tanrı olup olmaması… Mısır’ın İskenderiye kilisesinde başlayan anlaşmazlıkta o kilisenin bir presbüterosu (ihtiyarı) olan Arius‘un öğretisine göre İsa, Dünya’nın kuruluşundan önce Tanrı tarafından yaratılmış… Konsilde Arius’un fikirlerini açıkladığı ve İsa’nın tanrı olamayacağını vurguladığı kitabı, muhalifler tarafından protesto edilerek parçalanmış… Tartışmalar uzayınca daha önce Ariusçu olan Kayserili Eusebious’un devreye girmesiyle Ortodoks inanca daha uygun ve oradaki piskoposların da kabul edebileceği bir inanç bildirisi sunulmuş… Bu bildiri konsilde bulunan piskoposların çoğu tarafından kabul edilebilir nitelikte olmasına rağmen bu kredonun (Credo -Amentü-İman ikrarının)  kabul edilmesiyle, Ariusçu inancın dışlanamayacağını sezen Athanasius tarafından siyasî bir manevrayla yeni bir kredo (Credo -Amentü-İman ikrarı) hazırlanmış ve yoğun baskılar neticesinde bu kredo kabul edilmiş… Bu bildiride İsa’nın yaratılmamış, ezelden beri var olan Tanrı Baba ile aynı özü olan gerçek Tanrı olduğu vurgulanmış… Yüzlerce İncil yazması arasından özellikle tevhid içerikli İnciller başta olmak üzere diğer tüm İnciller sahte kabul edilerek yakılmış ve yaktırılmış… Konsilde onaylanan İznik İnanç Bildirisi, bugüne kadar Katolik, Ortodoks ve Protestan Kiliselerin ortak görüşü olarak kabul edilmiş… Endülüs yıkılınca Gırnata’da (Granada) binlerce kitap, İspanya Kraliçesi Isabella’in ve İspanya Kralı Ferdinand’ın emriyle şehrin büyük meydanlarında yakılmış… 1258 tarihinde Moğol Hükümdarı Hülagu tarafından Bağdat istila edildiğinde dünyanın en büyük kütüphanelerinden olan Bağdat Kütüphanesindeki kitaplar Dicle nehrine atılarak yok edilmiş… 2003 yılında Bağdat’ın ABD tarafından ele geçirilmesinden sonra Bağdat’ta pek çok kütüphane (Ulusal Kütüphane, Diyanet İşleri Bakanlığı’na ait Kur’anlar Kütüphanesi,  Evkaf Kütüphanesi, Muntasiriye Üniversitesi Kütüphanesi ve Ulusal Arşiv) bilinçli bir şekilde peş peşe eş zamanlı olarak kimyasal maddeler kullanılarak ateşe verilmiş

Kalem, kelâm, defter, kitap ve kütüphane… İbret almamız gereken söz: “Endülüs’ten bize 30 kitap kaldı, atomu parçalayabildik. Şayet yakılan bir milyon kitabın yarısı kalsaydı çoktan uzayda galaksiler arasında geziyor olacaktık.” (Nobel Ödüllü Fizikçi Pierre Curie)… Okumak, algılamak ve yaşamak…  “OKU emri anlamını bilmeden okumak olmamalıydı. Anlamı kavramadan okunacak bir şey hayata uygulanamaz, yaşanamazdı.” (Cahit Zarifoğlu)… “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır?” (Yunus Emre)… Okuryazar olmak mârifet değil, mesele okuyan yazan olabilmek… Okumada gösterilmesi gereken hassasiyet, işin bam teli…  “Arkadaş seçmekte gösterdiğiniz titizliği, yazar seçmekte de gösterin.” (Wentworh DILL)… Kelâm-gönül-sanat ehliyle muhabbet, dinlemekle, konuşmakla ve okumakla kemâle ulaşır. Kelimelerin ses formatı dinlemede ve konuşmada, yazı biçimi, üslubu kitapta ahenk bulur… Ahengin tadını çıkarmak; dinleyene, konuşana, okuyana ve yazana kalmış… Muhabbet halkasının dört ayağı dinle-konuş-oku-yaz… Dinlemek-konuşmak-okumak-yazmak, bir ‘boş zaman aktivitesi’ olmaktan ziyade; iyi bir alışkanlık, iyi bir prensip ve kişinin kendisini geliştirebilme ve donanımlı hâle getirilebilme çabası olmalı…  

Gerçek entelektüel/aydın/münevver olabilmek, içimizde inşa edeceğimiz kütüphanede iyi, doğru, güzel referans olabilecek kitapları biriktirebilmekle olur… Bunun için okuma, dinleme, yazma ve konuşma becerilerinde uluslararası standartlara sahip olmamız gerekiyor… Selam, sevgi ve saygılarımla.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *