ŞEHRÜL-EMİN

135

Demokrasinin dönem sonu olan, seçilenlerin karnelerini aldığı yeni bir seçim dönemine giriyoruz. Yaşadığımız yeri emanet edeceğimiz kişiyi seçeceğimiz güne çok az kaldı. Peki kimi seçeceğiz? Seçerken nelere dikkat edeceğiz? Seçeceğimiz kişide ne özellikler arayacağız?

Tüm bu soruların cevabını çok iyi karşılayan bir deyim var “ŞEHR-İ EMİN”

Belediye başkanı; bir yerleşim yerinde kamusal hizmetlerden sorumlu, seçilmiş en başta gelen kişidir. Bu yüzden bu makamı dolduracak kişi de diğer toplum fertlerine göre daha farklı özelliklerin olması gereklidir. Eskilerde başkan seçildiğinde kentin anahtarı şehri emin olarak belediye başkanlarına teslim edilirmiş. Yani şehir ona emanet edilirmiş. Emanette;  güvenilir, yapılması gerekenleri yapacağından emin olunan kişiye verilmelidir.

Şehrül-Emin şehri ve içinde yaşayanları emanet bilmek, bu emanete ihanet etmemek demektir. Yerin güvenilen idarecisi olmalı, idare ederken aynı zamanda şehrin geleceğini çok iyi planlamalı, adaletli, sadık ve vefalı davranmalıdır.

Hizmet ederken de halka, hakka hizmet ettiğini bilen olmak demektir. Şehrül-Emin hak pişirmek, hak dağıtmak ve hak gözetmek demektir. Şehrin imarından, turizminden, çöpünden, çevresinden, bünyesinde bulunan şirketlerden ve o yerleşim yerinde yaşayanların refahından v.b şeylerden sorumlu kişidir.

Şehrül-Emin liderlik vasıflarına sahip olmalıdır. Halkın içinde kalan, topluma örnek olacak bir kişiliğe sahip olmalıdır. Karar alma sürecinde etkili olmalı, oluşturacağı iyi bir ekiple birlikte mevcudu korumak yerine daha ileriye taşımayı amaç edinmelidir.

Şehir emanet edilen kişi, görev yapmak istediği şehri çok iyi tanıdığı gibi, diğer şehirlerdeki gelişmeleri de takip etmeli, her zaman yeniliklere açık olmalıdır. Ortak akılla plan, proje, iş üretmelidir. Özellikle vermiş olduğu sözleri tutmalı yaptığı vaatleri yerine getirmelidir.

Değerli dostlar tamam da nereden bulacağız böyle birini diye bilirsiniz? Çok da haklısınız. Buna çok uyan bir hikayeyi paylaşmak isterim;

Hikaye bu ya; bir zamanlar Çin’de yoksul bir adam, o denli aç ve bitkin düşmüş kendini tutamayıp bir armut çalmış. Adamı yakalayıp, imparatorun karşısına cezalandırılmak üzere çıkarmışlar.

Yoksul adam, imparatora şöyle demiş: “Değerli efendim, çok açtım dayanamadım çaldım. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer beni af ederseniz, size paha biçilmez bir armağanım olacak.”

İmparator dudak bükmüş: “Senin gibi birinde paha biçilmez ne olabilir ki?”

 Bunun üzerine yoksul adam, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatmış ve “Bu çekirdeği ekerseniz, bir gün içerisinde altın meyveler veren bir ağacın yeşereceğini göreceksiniz” demiş.

İmparator bir kahkaha atarak; “Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni.”

Yoksul adam: “Haşmetlim bu tohumu ben ekemem, çünkü ben bir hırsızım. Bu sihirli tohumu ancak ömründe hiç çalmamış, başkalarına haksızlık yapmamış, yalan söylememiş biri ekebilir. Tohum o zaman gücünü gösterir, aksi takdirde onu ekeni zehirler, tarif edilmez acılarla öldürür. Sultanım, bu tohumu ancak siz ekebilirsiniz!!!” demiş..

İmparator irkilmiş!..  Suratını asmış, yüzü kızarmış ve bir süre düşünüp sonra da hırçın bir sesle: “Ben imparatorum, bahçıvan değil, o tohumu yardımcıma ver eksin de, altın meyveleri görelim,” demiş..

Yoksul adam tohumu imparatorun yardımcısına uzatınca; yardımcı da önce şöyle bir düşünmüş-taşınmış, suratını asmış, kızarmış-bozarmış ve sonra telaş içerisinde İmparatora dönüp itiraz etmiş: “Ben ekim biçim işlerinde çok beceriksizim efendim. Sihirli tohumu yanlış eker ziyan ederim bence bu tohumu hazinedar başı eksin.”

Sonrasında ;hazinedar başı ve bir çok yöneticisi  farklı bahanelerle ekim işini geri çevirmiş. Ekecek birini bulamayan hükümdar başı önünde duran yardımcısına ve bütün görevlilere dik dik bakmış ve; “Hadi bakalım bu hırsız bahçıvana tohumunun nasıl altın meyve verdiğini hep birlikte gösterip sevindirelim” diyerek, cebinden bir altın çıkarıp yoksul adama tutması için atmış..

 Hikaye bu,gerçeğe dönersek ; iyi yönetici özelliklerin oluşmasında, tecrübe çok önemli, hayata bir çok şey yaşanarak öğreniliyor. İnsanların yaptıkları yapacaklarının teminatıdır. Son tahlilde demokrasinin bayramı olan seçimlerde tercihimiz yaparken parti kadar hatta partiden daha fazla aday önemli olacaktır. Seçim tercihinde çok fazla itinalı davranmak hepimizin en önemli görevi.  Yaşadığımız yeri beş yıl emanet edeceğimiz kişiyi seçerken mevcut adayların en doğrusunu bulmalıyız. Hepinize iyi haftalar….




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *