İNSANI YORAN…

1360

İnsanı yoran birçok şey var… Fiziksel ve zihinsel sağlığımızı olumsuz etkileyen stres, uyku yetersizliği, beslenme bozukluğu, fiziksel aktivite eksikliği vb. sorunlar… Stres hormonu (kortizol), kan basıncını, kan şekeri seviyesini ve bağışıklık sistemini etkilemekte… Uyku yetersizliği; konsantrasyon (yoğunlaşma), hafıza, öğrenme ve duygu durum gibi bilişsel işlevleri bozmakta… Beslenme bozukluğu; vitamin, mineral ve antioksidanlardan mahrum kalmak demek… Fiziksel aktivite eksikliği; kas kütlesini, kemik yoğunluğunu ve metabolizmayı azaltarak obezite, diyabet ve kalp hastalıkları riskini artırmakta… İnsanı yoran, aslında insanı zora sokan şey değil; insanı değersiz kılan her bir şey… İnsanı yoran, işleri zorlaştıran ve hayatı çekilmez kılan ise, bürokrasi ve mevzuat hastalığı… Mevzuat, bürokraside ‘mevzu at ortaya, insanlar oyalansın ama iş yapmasın’ anlayışına kapı açınca tehlikeli… Mevzuta değil, mevzuya takılalım ki mevzu hallolsun… Mevzubahis (söz konusu) , mevzuat bahis hâline dönüşmeye görsün… Bu, mevzunun açılmadan kapanması demek… Mevzuat hastalığı; kolayı zorlaştıran, zoru engellere dönüştüren, insanı yoran, yorumları çıkmaza sokan toplumsal güvensizliği tetikleyen yaptırımlar… Mevzuatın, anlaşılır, kısa ve evrensel normlara göre olması mühim…

İnsanı yoran o kadar çok şey var ki… En yoranı, hayâl kırıklığı… Hayal kırıklığı, hayatımızdaki bazı beklentilerin, hedeflerin ve umutların gerçekleşmemesi… Hayâl kırıklığı, kendimize olan güvenin, motivasyonun ve mutluluğun azalmasına neden… Hayâl kırıklığına uğramayan var mı? Hayâl kırıklığına uğradığımızda, durumu kabullenmek, olumlu düşünmek, yeni hedefler belirlemek ve destek almak zorundayız… İnsanı yoran ve içini boşaltan illet, stres… Stres, maruz kaldığımız çeşitli zorluklar, sorumluluklar ve baskılarla ortaya çıkan ruh hâlimiz… Stres; kendimizi sinirli, kaygılı, üzgün veya depresif hissetmesine sebep… Stresle baş etmenin yolu, stres kaynaklarını belirlemek, stresi azaltacak aktiviteler yapmak, rahatlama teknikleri uygulamak ve profesyonel yardım almak… Bizi bizden eden, yoran ve bitiren, toplu yaşarken bile yalnızlaştıran rahatsızlık ise, yalnızlık duygusu… Yalnızlık, bizi başkalarıyla iletişim kurmamıza engel durum… Yalnızlık, kendimizi sevilmeyen, değersiz veya dışlanmış hissetmemiz… Yalnızlık, ruh hâlimizin dibe vurması, özgüvenimizi ve hayat standartlarımızın düşmesi… Yalnızlıkla mücadele edebilmek hem kolay hem zor… Bu, sosyal ilişkilerimizi geliştirmeye, yeni insanlarla tanışmaya, hobiler edinmeye vb. davranışlarımızı harekete geçirmeye bağlı… İnsanı yoran sebepleri etkisiz kılmak için yapılabilecek etkinlerden bazıları… Meditasyon, yoga, nefes egzersizleri, hobiler, sosyal ve psikolojik danışmanlık desteği almak… Uyku kalitesini artırmak… Dengeli ve yeterli beslenme düzenini iyileştirmek… Hareket etmeye özen göstermek, düzenli egzersiz yapmak… Harekette bereket var, ölçülü yapıldığında… Her şeyin azı ve sürekli olanı yararlı ve sağlıklı… Aşırı yapıldığında; spor, ağır işlerde çalışmak, ev işleri yapmak gibi vücudu hareket ettiren aktiviteler, çok enerji harcamamıza ve kaslarımızın yorgun düşmesine neden…  En kötüsü, zihnimizi yormamız… Okumak, yazmak, öğrenmek, problem çözmek gibi beyin fonksiyonlarını gerektiren aktiviteler zihnimizi yorsa da canlı tutar… Ancak, bu etkinlikleri, stres altında eziyet hâline getirmeden yapmalıyız… Hiçbir şeyin bizi ziyadesiyle üzmesine hatta sevindirmesine izin vermemek gerek… Sevinmek, üzülmek, korkmak, heyecanlanmak gibi duyguları yaşamak da insanı yorar… Duygusal aktivite insanın ruh hâlini etkiler ve bazen duygusal tükenmişlik yaşanabilir… Duygusal etkinlik, hayatımızın bir parçası… Duygularımızı dillendirmek veya yönetmek konusunda güçlük çekmemiz, duygusal yorgunluğa duçar kalmamız demek…

Yorucu olan şeylerden kaçınmak mümkün değil… İnsanı yoran, her ne ise, etkilerini azaltmak için neler mi yapabiliriz? Meselâ, yeterli ve kaliteli uyku… Yeterli ve kaliteli uyku, vücudumuzu ve beynimizi dinlendirir… Uyku sırasında hücreler yenilenir, hormonlar dengelenir ve bellek güçlenir. Uyku eksikliği ise insanın fiziksel ve zihinsel performansını düşürür, bağışıklık sistemini zayıflatır… İhtiyacımız olan uyku süresi yaşımıza göre farklı… Sürekli ve aşırı uyku ise son derece zararlı… Dengeli ve sağlıklı beslenme… Yeterli miktarda vitaminlere, minerallere, proteinlere, karbonhidratlara ve yağlara ihtiyacımız var… Beslenme bozukluğu, enerji seviyemizi düşürür, hastalıklara karşı vücudumuzu savunmasız bırakır ve metabolizmamızı bozar… Sağlıklı olmak için, işlenmiş gıdalardan, şekerden, tuzdan ve doymuş yağlardan kaçınılmalı ve yeterli oranda su içilmeli… Sağlıklı olmak için, hafızamızı güçlendiren zihinsel egzersiz yapılmalı, hareket etmeye özen gösterilmeli, aşırı olmamak kaydıyla düzenli fiziksel egzersiz yapılmalı, kas gücü ve esneklik çalışmaları yapılmalı… Sürekli veya yoğun stresten kaçınılmalı…

Bedenimizin, zihnimizin ve yüreğimizin taşıyamayacağı, istiap haddini aşan düşünce ve duygu yoğunluğunda boğulmadan beyin gönül fırtınası, en geçerli tek çözüm… Hayat bu, su misâli… Elbette, insan yorgun düşecek… Hayat, bir sınav platformu… Buraya geliriz, yoruluruz ve gideriz… Bunu en güzel seslendiren sözler: “Bıktım boş yere hep gitmeler gelmelerden; Bırakın uyuyayım yandım kelimelerden.” (Necip Fazıl Kısakürek)… “Zaman kısa ben yorgunum, yol uzun.” (Abdurrahim Karakoç)… “Yorgunluk kadar sağlıklı ve belki de yorgunluk kadar etkili uyku ilacı hemen hemen yok gibidir.” (Johann Wolfgang von Goethe)… İşin aslı, yoruldukça dinleniriz, dinlendikçe yoruluruz; hayat böylesine bir döngü… Öylesine yorgunuz ki, içimiz, kendimizden daha yorgun… Sevenlerimizi, dostlarımızı yormadan yorulmak bizi dinlendirmeli… Sağımıza, solumuza, önümüze, arkamıza bakmadan, gitmemiz gerektiği zamanı bilmeliyiz; kimseyi yormadan daha çok bıktırmadan… Gerçekten insanı yoran, ne sırtında ne omzunda taşıdıkları… İnsanı yoran; yüreğinde taşıdıkları, bir türlü göremediği vefa… İnsanı yoran, birden fazla yüzlü olanların vefasızlıkları… Sonuç, insanın yoran, yine insan… Hep zor işlerle meşgul olmak, insanın bizi yormasından daha zor değil… Yıkılmadan yorgun düşmek, düşkün olmaktan evlâ… Bu, yorgun olandaki fırtına öncesi sessizlik… Yorgunluk iyidir; insanı yormak kötü… Üreten, üreterek yorgun olan insan, gıybet ve dedikodu yapmaya fırsat bulamaz, başkalarının günahlarıyla avunmaz; işe ve sonuca odaklanır… Bilmemiz gereken; sürekli yaptıklarımızdan ibaret olduğumuz… Bir şeyi tekrarlamak, mükemmellik değil, alışkanlık… İnsanı yoran alışkanlıklara geçit vermek akıl kârı olamaz…

İnsan iki nedenle değişir… Ya öğrenerek, ya da acı çekerek… Bizi yoran her bir şeyi ve her bir kimseyi etki alanımızın dışında tutalım… Bu başarılı ve mutlu olmanın altın kuralı… Başarılı olabilmek, kaybettiklerimizi ayaklarımızın altına alabilmekle olur, başımızın üzerine değil. Yoksa en büyük kaybımız, kendimizi kaybetmek olur… Kendimizi kaybedince,  ayaklarımız başımız, başımız ayaklarımız hâline dönüşür. Fırıldak olmak, işte böyle bir şey… Boş konuşarak, hiçbir sorunu halledemeyiz ve bir boşluğu dolduramayız; sadece hem yoruluruz hem insanı yorarız… Unutmayalım, “Zeki insanların konuşacak bir şeyi vardır; aptalların ise bir şeyi konuşmaları gerekir.” (Plato)… Tercihimizi insanı yoran olmayandan, insanı dinlendirenden ve ona huzur verenden yana kullanalım… Selam, sevgi ve saygılarımla.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *