OSMAN EFENDİ’NİN BAŞ AĞRISI

418

 Kulaklarımı kontrol eden Sayın doktorum,” Kulaklarındaki kılları berberine yaktır” deyince aklıma daha önce yazdığım Osman Efendi’nin baş ağrısı hikayesi geldi. Efendim rivayet olunur ki, Osman Efendi bir sabah müthiş baş ağrısıyla uyanır. İlaç alır geçmez. Bir iki gün bekler, ağrı şiddetlenerek devam eder. Her zaman gittiği doktoru muayene eder ağrı kesiciler verir. Lakin Osman Efendi’nin ağrısı azalmaz artarak sürer. Üstüne üstlük gözleri de yaşarmaya başlar. Osman Efendi’ye uyku haram olmuştur.

 Başka doktorlar çağrılır…Osman Efendi şehrin ileri gelenlerindendir. Ağrıyı kesene servet vaat eder. Doktorların hiçbiri ağrıyı durduramadığı gibi sebebini de bulamaz. Ev halkı birbirine karışır, baş ağrısından geceleri uyuyamayan Osman Efendi’yi İstanbul’a götürmeye karar verirler. İstanbul’da en iyi doktorlar seferber olur. Röntgenler, beyin tomografileri çekilir, testler yapılır…Görünüşe bakılırsa Osman Efendi turp gibidir.

 Oysa dayanması gittikçe zorlaşan baş ağrısı ve durmadan akan gözyaşları hayatı çekilmez hale getirmiştir. Ağrı kesici iğnelerle zor ayakta duran Osman Efendi bu defa apar topar yurtdışına götürülür. O devirde Amerika değil, İsviçre moda, Zürih’e gidilir. Haftalarca hastanede kalınır, onlarca profesyonel konsültasyon yapar, testler tamamlanır. Sonuç: Osman efendiye teşhis konulamaz tedavide edilemez.

 Artık yerinden kalkamayan Osman Efendi’ye tesirli ağrı kesici iğneler verilir. Atmışlarını süren adamın ülkesine dönüp ” dinlenmesi” daha doğrusu son günlerini evinde geçirmesi tavsiye edilir. Osman efendi yayla evinde bir odaya yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar.

 Birgün hastanın keyfi gelsin diye, Osman Efendi’nin eski berberi ” Berber Mehmet” çağrılır. Berber yataktan kalkamayan Osman efendiyi tıraş ederken, adamcağız derdini anlatır ve ölümü beklediğini söyler. Berber Mehmet bir an düşünür. ” Beyim” der, ” sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın?” Bir bakar, ” Hah işte” der ” kıl dönmüş.

 Osman Efendi’nin şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker. Ev halkı Osman Efendi’nin köyü ayağa kaldıran çığlığıyla odaya koşar. Berber Mehmet, Osman Efendi’nin elinden zor alınır ve cımbızın ucunda tuttuğu yirmi santimlik kılla kapı dışarı edilir.

 Osman Efendi’nin kanayan burnuna pansumanlar yapılır, kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam tekrar yatağına yatırılır. Ertesi sabah Osman Efendi aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır. Gözlerinin yaşarması durmuştur, baş ağrısından ise eser kalmamıştır. Dönen kılın sinire yürüyüp gittikçe uzayarak dayanılmaz ızdıraplara yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfeder.

 Çözümün bu kadar basit olabileceği kimsenin aklına gelmemiştir. Sapasağlam ayağa kalkan Osman Efendi, Berber Mehmet’i çağırtır ve ona bir servet bağışlar. OSTİM Vakfı yayınlarının ” Hayata dair” ilk kitabından alıntı yaptığım bu hikâyede gurur-kibir abidesi olan, burnundan kıl aldırtmayan, ellere körlük veren, kendi kamburuna bakmayan tiplerin başının çok ağrıyabileceğini anlatıyor vesselam. Sağlıkla kalın bizimle kalın değerli GAZETE KIRKÜÇ okurları.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *