TANIMAK VE TANITMAK İÇİN OKUMALIYIZ

285

  Herkes yaşadığı şehri tanıtmak ister. Bizde bundan geri kalmamak için şehrimizin kültür, sanat ve tarih kenti olduğunu anlatır tanıtmaya gayret ederiz. Bunun iyi niyetle yapıldığına kanaat getirdiğim için yadırgamıyorum. Esas garipsediğim Kütahya’nın değerlerini geniş şekliyle anlatan, herkese hitap eden kitapların yazılmadığı veya bin bir emekle yazılıp piyasaya çıktığında ilgi görmediği. Doğrusu bu konuda tereddütlüyüm. 

  Bildiğim kadarıyla Kütahya’ya ait derli toplu ilk kitap 1982 yılında Atatürk’ün doğumunun 100. Seneyi devriyesi dolayısıyla Burhan Mereyer’in  Belediye başkanlığı döneminde yayınlandı. Başkan Mereyer, sunuş yazısında kitabın önemine değinerek özetle şunları yazmış” Atatürk’ün 100. yıl dönümünün anısına hazırlanan bu kitap, Anadolu’da medeniyetin beşiği olmuş, tarihi ve doğal güzelliklerle ve zenginliklerle dopdolu şirin yurt köşesi Kütahya’mızın ülkemizdeki yerini her yönüyle göstermesi açısından büyük önem taşımaktadır. Atamızın 100. doğum yılında, Kütahya’mızın hangi seviyeye geldiğini ve ülkemize olan katkılarını yansıtması bakımından ciddi bir eser olarak sizlere takdim ettiğimiz bu kitap, büyük bir emek, akademik bir çalışma, özenli bir inceleme sonunda, sosyal bilimler metodolojisi prensiplerine sadık kalınarak hazırlanmaya çaba gösterilmiştir.”  

  Bana göre bu konuda da en başarılı başkan Süleyman Canan. 1994-2004 yılları arasında iki dönem belediye başkanlığı yapan, Kütahya’ya önemli hizmetleri olan, unutulmayan ve her zaman hayırla yad edilen Muhterem Süleyman Canan döneminde Kütahya’yı en güzel anlatan kitaplar işinin ehli insanlar tarafından 1999 yılında özenle hazırlanarak belgeleriyle Kütahyalıların hizmetine sunulmuştu. Bugün elimde Kütahya Belediyesi Kültür Yayınlarının ilk eserlerinden olan” Osmanlı arşivlerinde Kütahya ve Gaybi Divanı kitapları var.

 Kültürel çalışmalara da büyük önem veren Kütahya Belediye Başkanı Süleyman Canan,” Osmanlı Arşivlerinde Kütahya” kitabının ön sözünde duygularını özetle şöyle dile getirmiş. “Tarihimizi, medeniyetimizi, kültürümüzü, mimarimizi, sanat ve edebiyatımızı , kısaca geçmişten bugüne sahip olduğumuz tüm zenginliklerimizi tarihin derinliklerine inerek gün ışığına çıkartmak, toplumumuzu bu değerlerimizle yeniden buluşturmak görevlerimizin başında gelmektedir. Hangi alanlara ait olursa olsun hizmetlerimizde birinci hedefimiz o alanın alt yapısını sağlam temellere dayandırmaktır.

 Bu düşünceden hareketle Kütahya Belediyesi olarak ” Kütahya Kültürünü ve Tarihini Araştırma Merkezi” adı altında bir merkez oluşturduk. Bugün benzeri az görülen ve yok olmakla yüz yüze kalmış cumbalı evleriyle, munis ve şirin sokaklarıyla ve mimarı dokusuyla tarih kokan ilimizin tüm güzellik ve zenginliklerini bu merkezimiz vasıtasıyla ortaya çıkarmayı, tanıtmayı ve korumayı planladık. İlk olarak programımızın temelini oluşturan, başka bir deyişle tarihimizin ve kültürümüzün alt yapısı olarak değerlendirdiğimiz Osmanlı Arşivi Belgelerinde Kütahya -1- adı altında bir eserin hazırlanması gereğine inandık.

 Bu eserde altı yüz seneyi aşkın bir zaman içerisinde hüküm sürmüş olan ve sınırları içerisinde bugün pek çok ülkenin bulunduğu Osmanlı Devleti’nde Kütahya’nın nasıl bir konuma sahip olduğu ortaya çıkarılmıştır. Kütahya’dan Orta Doğuya, Kafkaslara, Türkmenistan’a ve Balkanlara uzanan idari, askeri, sosyal ve kültürel yapının da izleri görülmektedir. Ayrıca böyle bir çalışma Kütahya’nın tarihi kimliğine ışık tutarken, bu konuda bilimsel çevrelere, eğitim ve öğretim kurumlarına kısaca okumaya ve sorgulamaya meraklı ve bu konuda bilinci yüksek sevgili Kütahyalı hemşerilerimize hizmet vereceği inancını da taşımaktayız.”

  Belki o gün okuma, sorguluma bilinci vardı ama bugün yok gibi. Çünkü Kütahya üzerine kafa yoranlar bu şehrin kadim bir tarihe, kültüre ve sanata sahip olduğunu söylemelerine rağmen maalesef halkımız ve yerel basınımız bu konuda çok duyarsız. Mesela geçen haftaki yazımda Kütahya 1413 kitabından söz etmiş, Kütahya için önemli ve okunmasının gerekli olduğunu ifade etmiştim. Beklerdim ki değerli okurlarım arayıp kitabı nasıl temin edeceklerini sorsunlar. Bir hafta içinde üç kişi arayıp sordu. Buda gösteriyor ki biz okumuyoruz. Son söz olarak derim ki bu kadim asalete bu vahim atalet hiç yakışmıyor. Bizde bize yakışanı yapmamız dileğiyle sağlıcakla kalın bizimle kalın değerli GAZETE KIRKÜÇ okurları.




Leave a Reply

Your email address will not be published.