ÜRETEN ve TÜKETEN…

1622

Üreten ve tüketen… Öncelik üreten olmaktır, sonrasında ürettiğini tüketen olmaktır… Üretmeden tüketmek, sonuçta tükenmek ve tüketilmektir… Tükenmemek ve tüketilmemek için üretmek gerek… Ekonomi üretime bağlı ise refah olur… Tüketime dayalı ekonomide, hayat pahalılığı çekilmez hâle gelir…  Kim üretir, kim tüketir? İnsanların bir kısmı üretirken bir kısmının sadece tüketmesi kabullenilebilir bir durum olamaz… Halk ve halkın üzerinden geçinenler… Kırsalda (köyde) yaşayanlar ve kentte yaşayanlar… Yoksullar ve zenginler…  Eli iş tutanlar ve başkalarından geçinenler… Zanaatkârlar, dükkân sahipleri, ekonomik üretimde bulunanlar (emek harcayanlar) ve herhangi bir işte çalışmayanlar (özgür ve bağımsız olarak yaşayıp ekonomik geçim kaygısı gütmeyenler)… Toplumsal barışın sağlanması, üretirken tüketmeye, tüketirken üretmeye endeksli… Üretime katkı olmaksızın sadece tüketmek… Asalak bir hayat tarzı… En kötüsü, fikir üretememek…

Yaşadığımız yüzyılda gelinen nokta, geçim ekonomisinden kâr amaçlı para ekonomisine dönüşüm; endüstriyel devrim ve dur durak bilmeksizin harcayan, tüketen insanın boy gösterdiği, kol gezdiği dönem… Ürün pazarlamada, alışverişte dijital dönüşüm… Ekonomide üretim önemli… Üretilen ve dağıtılan, ihraç edilen, gelir getiren ürünlerin olması önemli… Üretimin olabilmesi için üretimin ve üreticinin teşvik edilmesi gerekli… Üretilen mal ve hizmetin yerlilik oranın %100 (yüzde yüz) olması hedeflenmeli… Ancak böyle millî olunabilir… Millî olunursa, tam bağımsız olunur…  Üretimde ve tüketimde dışa bağımlılık ekonomik bir illet… İşin ekonomik anlamdaki değerlendirmeleri, ekonomistlere bırakalım… Bizim yaptığımız, cebe giren ve çıkan kısmı, sonuç kısmı…  Paranın para kazanmasıyla değil, paranın üretime aktarılmasıyla kazanmalıyız, kazanımlar elde etmeliyiz…   Temel mantık bu olursa, sahip olunanlar hakça paylaşılırsa ve paranın kölesi olunmazsa, özlenen refaha ulaşılabilir… Bilinçsiz tüketim önlendiğinde, geri dönüşümle tüketilenler değerlendirildiğinde de sürdürülebilir büyüme ve döngü kalıcı olacaktır… Üretim ve tüketim dengesinde ibrenin üretimden yana olması durumunda kalkınma ve büyümeden söz edebiliriz…   

Tarımsal üretimde bağımsız olmamız ve yerli tohum üretimi ve ıslahı yapabilmemiz, ülkemizin geleceği ve bağımsızlık meselesi… Tarım sektöründe dışa bağımlı olmamak hayati derecede öneme haiz durum… Elbette, endüstriyel tarım bir gereklilik, lâkin tarımda kullanılan kimyasalların ekolojik dengeyi bozmaması için gerekli önlemleri almak kaydıyla…  Tarımda şeker pancarı üretiminin,  organik fındık ve ezmesi üretiminin, ayçiçeği üretiminin, sarımsak üretiminin, badem üretiminin, buğday ve arpa üretiminin, susam üretiminin, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığın desteklenmesi ve canlandırılması çok önemli… Modern tarımsal üretim yöntemlerinin ve tarımla ilgili politikaların uygulanması önemli… Hibrit (aynı tür bitkinin iki farklı çeşidinin çaprazlanması sonucu elde edilen melez) ve GDO’lu olan tohumların, özellikle GDO’lu (genetiği değiştirilmiş organizma)’lı tohum ve ürünlerin tarımda kullanılmaması lâzım… Kimyasallardan çocuklarımızın/gençlerimizin, toplumumuzdaki her bir kimsenin korunması için gerekli tedbirlerin alınması son derece mühim… ATALIK TOHUM bilinci yaygınlaştırılmalı… Bu, sağlıklı nesiller yetiştirebilmemiz için son derece elzem… Okullarımızda mutlaka hobi bahçelerine yer verilmeli; birkaç tavuk, koyun vb. hayvan yetiştirilen örnek mahaller yapılmalı… T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı[1]  tarafından, atalarımızın yıllardır yetiştirdikleri ürünleri gelecek kuşaklara sistemli ve bilinçli bir şekilde aktarmak, tüketicinin bu ürünlere kolay ulaşmasını, tarımsal ve kırsal kalkınmayı sağlamak amacıyla ‘Mirasımız Yerel Tohum’ projesi kapsamında yapılan çalışmalar ve yerel tohum toplama çalışmaları çok güzel…

Sanayi ürünlerini ülkemizde imal etmemiz, dışa bağımlı sanayiden kurtulmamız, bağımsızlığımızın teminatı…  T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı[2]  tarafından yüksek katma değerli, orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin, yerli imkân ve kabiliyetlerle üretimine destek olunması, takdire şayan… Makine, kimya, eczacılık ve ilaç, bilgisayar, elektronik ve optik, elektrikli teçhizat, ulaşım araçları sektörlerindeki gelişim, uygulamalar ve yürütülmekte olan projeler bunun kanıtı… Hamle Projesi (Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi)… Girişimci Bilgi Sistemi (GBS) Projesi (farklı kamu kurum ve kuruluşlarının idari kayıtlarında bulunan işletmelere ait ekonomik faaliyetlere ilişkin verilerinin, ortak standartlar çerçevesinde bir veri tabanında toplanması ve bu verilerin entegrasyonu projesi)… Yerli Otomobil Projesi (TOGG -Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu)… Sanayi İşbirliği Projeleri (SİP)… Sanayi Bölgeleri Atlası ve Mekânsal Yönetim ve Dijitalleştirme Projesi… T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bağlı TÜBİTAK -Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Türk Patent, KOSGEB -T.C. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, TÜBA -Türk Bilimler Akademisi, TSE -Türk Standartları Enstitüsü, TUA -Türkiye Uzay Ajansı kuruluşlarının çalışmaları… Savunma Sanayi Başkanlığının (SSB)[3]  çalışmaları… Özellikle savunma sanayinde elde edilen başarılar ve teknoloji üretebilir hâle gelmemiz hârika… Bu, ‘güçlü, büyük ve tam bağımsız Türkiye’ demek…

Anıtkabir’in bayrak direği ipini artık biz yapıyoruz. Anıtkabir’deki 30 metre yüksekliğindeki bayrak direğinin ip sorunu çözüldü ve Anıtkabir yöneticileri de bu sayede bir ‘ohhh’ dedi.” (15 Ocak 1981, Hürriyet Gazetesi)… Üzerinde düşünülmesi gereken sorular: Anıtkabir’in bayrak direğinin ipini 1981’de ancak yapabilen Türkiye’den, uzay yarışında yer alan Türkiye’ye nasıl gelindi? Kibrit kutusu üzerindeki ‘Türk malı’ yazısından İHA’larda, SİHA’larda, füzelerde ve ürettiğimiz her şeyde ‘Made In Türkiye’  yazısına nasıl gelindi? Nereden nereye… İhtiyacımız olan tek şey, millî bilince sahip beyinler yetiştirmek… Millî olmayan beyinlerle yerli/millî mallar üretilemez…

 “Garb’ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar… Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar, ‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?” (Mehmet Akif Ersoy)… İstiklâl Marşı’mızda söylenen ‘çelik zırhları’ da artık bizim üretebiliyor olmamız ne güzel! Selam, sevgi ve saygılarımla.

[1] https://www.tarimorman.gov.tr/

[2] https://www.sanayi.gov.tr/anasayfa

[3] https://www.ssb.gov.tr/  




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *