GAZETE-DERGİ MAKALESİ… 

1783

Sözün dilden dökülmesi, kâğıda aktarılması ve dinleyen ve okuyanla doğru ve etkin iletişim kurulabilmesi vetiresi/süreci… Tutarlı, tarafsız, bilimsel ve akıcı bir üslûp, sözün ve yazının sahibi ve muhatabı için son derece önemli… Ne söylediğimiz ve ne yazdığımız önemli… Daha önemli olanı, sözün ve yazının, nasıl ve hangi üslûp ve türde söyleneceği/yazılacağı ve söylenmesi/yazılması gerektiği… Ağzımız, torba değil ki büzelim; kelimeler, puzzle’ın sıradan parçaları değil ki rastgele dizelim… Mesele, elbette maksadın hâsıl olması meselesi…  Elbette, her sözde ve yazıda düzen ve tarz olmalı… Yemek târifi misâli… Un, yağ, şeker sadece karıştırılınca, helva olmuyor… Bu bağlamda, sözdeki ve yazıdaki ahenk, üslûp, tür ve maksadın iyi tespit edilmesi gerek… Bunun için öncesinde araştırmaya, analize, referanslara ihtiyaç var… Ağızdan çıkan tek bir sözün ve bir satırlık bir yazının bile vebâli var… Söz ve yazı… Söze ve yazıya gereken özen gösterilmeli…  “Sözü bilen kişinin yüzünü ağ ede bir söz; sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz; söz ola kese savaşı, söz ola bitire başı; söz ola ağılı aşı bal ile yağ ede bir söz.” (Yunus Emre)… “Konuşmadan önce düşün, hareket etmeden önce ölç.” (William Shakespeare)… “Düşünmeden konuşmak, nişan almadan ateş etmeye benzer.” (G. C. Lichtenberg)… Mâdem ağzı olan konuşuyor… Beyni-yüreği-vicdanı-irfanı-kariyeri-dili-kalemi olan da konuşmalı ve yazmalı… Ehil ve usta olan, dilimiz ile saygı ve sevginin dili ve fiili ile az-öz ve hak konuşmalı ve yazmalı ki meydan ilimle irfanla hikmetle aydınlansın; söylenen söz ve yazı her daim hatırlansın; gereği yapılsın…  Söz ve yazı yerini bulsun…

Söz sarf ederken ve sözü yazı hâline dökerken, ses tonumuza ve üslûbumuza dikkat edebilmek mühim… Dinlerken ve okurken muhatabımıza saygılı olmak elzem… Bu yüzden, söyleyeceğimiz sözü, yazıya dökeceğimiz sözü, nerede ve nasıl konuşacağımıza ve yazacağımıza öncelikle doğru karar vermek, son derece gerekli… Özellikle okuyucularımıza vereceğimiz mesajlar,  referanslara dayalı, teyit edilebilen doğru bilgi ve açıklamalar olmalı… Hangi türde yazalım? Günlük köşe yazısı (fıkra) mı olsun, ya da makale mi olsun? Bu, elbette yazanın tercihine bağlı… Mâlum, köşe yazısı (fıkra), günlük gazetelerin belirli köşelerinde yayınlanmakta… Köşe yazısında (gazete fıkrasında),  sorunlar kısa, yalın ve akıcı bir üslûpla anlatılmakta… Köşe yazısında, okuyucunun ilgisini sürekli olarak canlı tutabilmek için, fıkra yazarının yazdığı konuda tekrarlara düşmemesi, kapsamlı bir kavrayış gücüne, derin bir kültür zenginliğine ve geçmişle günlük olayları kaynaştırabilme ustalığına sahip olması gerekmekte… Köşe yazısında, basit, bazen sözü edilmeyen bir mekân, anlamlı bir düşünce, karakteri canlandıracak kısa ve hareketli bir konuşma, dikkati çeken bir olay, yeterli olabilmekte… Dijital teknolojinin kullanıldığı günümüzde, gazete köşe (fıkra) yazarları, istatistikî bilgilere de yer vererek, bilimsel bir yöntemle çalışmaktalar… Köşe yazısı (fıkra),  bilimsel makale, edebî makale ve gazete makalesi… Makalede, diğer yazı türlerindeki gibi serbestlik yok; belirli kurallar bulunmakta… Bilimsel/akademik/meslekî makale; en uzun olanı… Bilimsel makale; herhangi gerçeği açıklığa kavuşturmak, bir konuda görüş ve tezler ortaya koymak ve bir hipotezi savunmak, desteklemek için sosyal hayat kuralları, bilim dallarında gerçekleşen gelişmeler, ekonomik alandaki sorunlar, siyaset, felsefe, sanat vb. konularda yazılmış olan yazı… Bilimsel makale; asgari 7500 kelime, 20 sayfa civarında olan yazı… Bilimsel makale; başlık, özet, giriş, yöntem, bulgular, sonuç ve tartışma, kaynakça olmak üzere 7 bölümden oluşmakta… Edebî makale; Edebiyat, sanat, dil vb. konularda yazılan yazı… Kısaca, makale; toplumsal, politik vb. konularda yazarın kendi görüşünü bildirdiği, açıkladığı, eleştirdiği, tanıtım yaptığı yazı… Bilimsel makalede birden fazla anlama gelebilecek ifadeler yer almaz…  Ancak, edebî makalede birden fazla anlama gelebilecek ifadeleri görmek mümkün… Makalede amaç, okuyucunun konu hakkında bilgi edinmesini sağlamak iken, denemede amaç okuyucuyu konu üzerinde düşündürmektir… Makalede ele alınan düşünce ya da fikir kanıtlanmak zorundadır; köşe yazısında (fıkrada) ispat söz konusu değildir… Türk Edebiyatı’nda makale, ilk kez ilk gazeteler olan Tercüman-ı Ahval ve Tasvir-i Efkâr gazetelerinde yayınlanmış… Şinasi, batılı anlamda makaleler yazan ilk fikir adamımız… Türk Edebiyatı’nda makale türündeki bazı önemli eserler◼: Ziya Paşa – Şiir ve İnşa… Namık Kemal – Vatan Makalesi… Ahmet Hamdi Tanpınar – Edebiyat üzerine Makaleler… Cenap Şahabettin – Evrak-ı Eyyam… Ömer Seyfettin – Yeni Lisan… Mehmet Kaplan – Kültür ve DilGazete/dergi makalesi, diğer adıyla günlük makale ise, toplumu bilgilendirmek amaçlı en kısa olan makale türü, kısa metin, yazı… Gazete makalesinde, güncel olaylar ele alınmakta… Gazete makalesinde, dil yalın ve anlaşılır olmak zorunda… Gazete makalesinde özet, giriş, yöntem, bulgular, sonuç ve tartışma, kaynakça bölümleri bulunmaz. Gazete makalesinde, yazar kendi görüşünü, fikrini savunur, değerlendirme yapar; örnekleme, karşılaştırma, benzetme gibi düşünceyi geliştirme yollarına başvurur; deyim, atasözü ve alıntılardan yararlanır… Gazetelerin ilk sayfasında yayınlanan makalelere ‘başmakale’, yazarına ‘başyazar’ denilmekte…

Okurlarıma daha geniş kapsamda faydalı olmak adına, benim tercihim, gazete/dergi makalesi… Bu tercihimin okurlarımız nezdinde kabul görmesi ve yararlı olabilmem, tek maksadım… Söz ve yazı… Sözün yazıya aktarılabilmesi; birikime, donanıma,  gerekli araştırmaya ve onlarca kitap okumaya bağlı… Sözün yazıya aktarılabilmesi, ele alınacak konu ile ilgili kaynak taraması yapılmasına bağlı… Aksi durum, dinlemeden konuşmak ve okumadan yazmak gibi… Söz ve yazı, anlaşma sisteminin ve iletişim becerilerinin bilindik gücü…  Sözün ve yazının ayağa düşmesi ve dilin bozulması ise, en vahim ahvâl… Bu durumda, aynı dili konuştuğumuzu sandığımız Türkçemiz ile hangi türde yazarsak yazalım, her şey beyhude… Bir Milleti yok eden illeti, yani dil tahribatını görüp, anlaşma sistemimizi muhkem hâle getirmeden ne söylesek ne yazsak nâfile… Hastalıkları, tedâvi vetiresinden/sürecinden berî tutmak, ölümü baştan kabullenmek demek… Her şeye rağmen, gazete/dergi makalesi ile meramımızı anlatmaya, dikleşmeden dik durmaya ve sözümüzü ve yazımızı dillendirmeye devam…

İyi-doğru-etkin iletişim kurabilmek, iyi-doğru-etkin söz söyleyebilmek ve sözü yazıya evirebilmek için iki güzel ölçüt: “Allah’a ve âhiret gününe inanan, ya hayır konuşsun ya da sussun!” (Hadis-i Şerif)… “Arkadaş seçmekte gösterdiğiniz titizliği, yazar seçmekte de gösterin.” (Wentworh DILL)… Selam, sevgi ve saygılarımla.

http://megep.meb.gov.tr/mte_program_modul/moduller_pdf/Planl%C4%B1%20Ve%20Etkili%20Yazma.pdf

Zafer NEFER, 11.12.2022 16.56, Aydın




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *