TORBALARDA NE VAR?

464

  Bir zamanlar, önlerinde ve arkalarında birer torba taşıyan üç adam yolculuk yapıyordu. Yolda ilk adama torbalarda ne olduğunu sordular. Adamın cevabı şöyle oldu:- Bütün arkadaşlarımın iyiliklerini arkadaki torbaya koydum. Sonuçta onları göremiyorum ve

kolayca unutabiliyorum. Önümdeki torbada ise başıma gelen bütün kötü şeyleri taşıyorum. Yürürken sık sık durup onları çıkarıyorum ve onlara çeşitli açılardan bakıyorum. Üzerlerinde yoğunlaşıp, bütün düşünce ve duygularımı onlara yöneltiyorum. Bu adam, sık sık başına gelen kötü ve talihsiz şeylere bakıp düşündüğü için, yolda fazla ilerleme kat edemiyordu.

 İkinci adam, kendisine o iki torbada ne taşıdığı sorulduğunda, şu cevabı verdi: – İlk torbada, yaptığım bütün iyilikleri taşıyorum. Onları önümde tutuyor ve başkalarının da görebilmesi için sürekli çıkarıyorum. Arkamdaki torbada ise hatalarım ve kötü işlerim var. Nereye gidersem gideyim, onları da beraberimde götürüyorum. Çok ağır olduklar için beni yavaşlatıyorlar, ama onlardan bir türlü kurtulamıyorum.

 Üçüncü adama da taşığı iki torba soruldu. O ise şöyle dedi: – İlk torba, insanlar hakkında iyi düşüncelerle, onların yaptığı güzel şeylerle ve benim yaptığım iyiliklerle dolu.  Oldukça büyük bir torba  ve ağzına kadar dolu ama ağır değil. Onun ağırlığı bir salın ağırlığı kadar bir şey. yük değil yani, tersine benim hareketimi kolaylaştırıyor. İkinci torbada ise başkaları hakkında duyduğum bütün kötü şeyleri gösteriyorum ve kendi hakkımda kapıldığım kötü düşünceleri o torbaya koyuyorum. Ama bakın, boş! Çünkü dibinde büyük bir delik açtım. Delikten düşüp gittikleri için sonsuza kadar kurtuluyorum onlardan. Yolculuğumu güçleştirecek ağırlıklardan da kurtulmuş oluyorum ve hedeflediğim yere çabuk ulaşabiliyorum.

 OSTİM Vakfı yayınlarının ” Hayata dair” kitabından alıntı yaptığım bu hikaye çok şey anlatıyor aslında. Hikaye deyip geçmemek lazım çünkü hikayeler ” Hayat akarken bize yön gösteren işaretlerdir.” Ömür yolculuğunda işaretlere, maddi ve manevi kurallara riayet edersek, doğru insanlarla yol arkadaşlığı yaparsak, bencil tiplerden ve aslı astarı olmayan sözlerden gocunarak trip atanlardan uzak durursak sonuçta kazanan biz, kaybeden onlar olur. Atanmış ta olsak, seçilmişte olsak bence bu hepimizin için geçerlidir. Seçim sürecine girdiğimiz bugünlerde buna çok dikkat etmeliyiz. Yazıya bir hikaye ile başladık ve yine bir hikaye ile bitireyim. Hayatla alakalı bir nasihat vermesini istediğinde, yaşlı kör adam, genç adama şu cevabı verir: ” Bak delikanlı, koşarken dağın tepesine bak. Gözlerini dağdan ayırma, uzak gördüğün mesafelerin ayaklarının altında eriyip gittiğini hissedeceksin. Çalılıklara dolanmadan, bataklıklara batmadan, çamura bulanmadan onların üzerinden atlayıp geçtiğini göreceksin. ” Niyeti hak ve hakikat olan insanlarımızın muvaffak olması temennisiyle sağlıcakla kalın bizimle kalın değerli GAZETE KIRKÜÇ okurları.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *