SON DAKİKA
gazetekirkuc
Takip Et!
4 Ekim 2019

KISSADAN HİSSE 

Facebook'ta Paylaş
Twitter
B R K
KISSADAN HİSSE 

ManşetÖne Çıkan HaberlerYAZARLAR - 4 Ekim 2019 6:07

Tenkide tahammülü olmayan, hep kendini haklı gören, gurur ve kibir abidesi tipler için söylenen  “O, burnundan kıl aldırmaz” sözünü çok sık duyarız. Çünkü ülkemizin her yanında, her ortamda herkes için kullanılıyor bu laf. Geçen gün bir muhabbet esnasında aynı lakırdıyı halim salim bir arkadaştan duyunca dayanamadım, dilimize pelesenk olmuş bu sözün hikayesinin peşine düştüm. Kızgınlık ve kırgınlık anında suçlayıcı bir tavırla sarf ettiğimiz bu deyimin daha geniş anlamlar içerdiği düşüncesi hasıl oldu bende. Üşenmedim aramaya başladım. İmdadıma OSTİM Vakfı yayınlarından “Hayata dair” kitap yetişti. Okuyunca dersler alacağımız “Osman efendi”nin başarısı” adlı hikaye şöyle.
“Osman Efendi bir sabah müthiş bir baş ağrısıyla uyanır. İlaç alır geçmez. Bir iki bekler, ağrı devam eder. Doktor muayene eder, ağrı kesici verir, gider. Lakin Osman efendinin baş ağrısı artarak sürer. Üstüne üstlük baş ağrısı yanı sıra gözleri de yaşarmaya başlar. Başka doktorlar çağrılır… Osman Efendi Uşak’ın ileri gelenlerindendir, ağrıyı kesene servet vaad eder.  Doktorların hiç biri ağrıyı durdurmadığı gibi sebebini de bulamaz. Ev halkı birbirine karışır, baş ağrısından geceleri uyuyamayan Osman efendiyi İstanbul’a götürmeye karar verirler. İstanbul’da en iyi doktorlar seferber olur. Röntgenler, beyin tomografileri çekilir, testler yapılır… Görünüşe bakılırsa Osman efendi turp gibidir. Oysa dayanması gittikçe zorlaşan baş ağrısı ve gözyaşları hayatı çekilmez hale getirmiştir. Ağrı kesici iğnelerle zor ayakta duran Osman Efendi bu defada apar topar yurtdışına götürülür. O devirde Amerika değil, İsviçre moda, Zürih’e gidilir. Haftalarca hastanede kalınır, onlarca profesyonel konsültasyon yapar, testler tekrarlanır. Sonuç: Osman efendiye teşhis konulamaz. Artık yerinden kalkamayan Osman Efendi’ye ağrı kesici iğneler verilir. Atmışlarını süren adamın ülkesine dönüp “dinlenmesi”, daha doğrusu son günlerini evinde geçirmesi tavsiye edilir. Osman Efendi yayla evinde bir odaya yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar. Bir gün hastanın keyfi yerine gelsin diye, Osman efendinin eski berberi “Berber Mehmet” çağrılır. Berber yataktan kalkmayan Osman efendiyi tıraş ederken, adamcağız derdini anlatır ve ölümü beklediğini söyler. Berber Mehmet bir an düşünür. “Beyim” der, “Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın?” Bir bakar “Hah işte der “kıl dönmüş.” Osman efendinin şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker. Ev halkı Osman efendinin köyü ayağa kaldıran çığlığıyla odaya koşar. Berber Mehmet, Osman efendinin elinden zor alınır ve  cımbızın ucunda tuttuğu yirmi santimlik kılla kapı dışarı edilir. Osman efendinin kanayan burnuna pansumanlar yapılır, kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam tekrar yatağına yatırılır. Ertesi sabah Osman Efendi aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır. Gözlerinin yaşarması geçmiştir. Baş ağrısından ise eser kalmamıştır.  Dönen kılın sinire yürüyüp gittikçe uzayarak dayanılmaz ıstıraplara yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfeder. Çözümün bu kadar basit olacağı kimsenin aklına gelmemiştir. Sapasağlam ayağa kalkan Osman Efendi, Berber Mehmet’i çağırıp  ve ona bir servet bağışlar… Sonuçlar: 1. Vergiden, turizme, sosyal güvenlikten adalet reformuna kadar Berber Mehmet’lerin fikirleri var, dinlemek gerek. 2. Bazen büyük sorunların çok basit çözümleri olur.  3. Burnundan kıl aldırmayanların başı çok ağrıyabilir.”
Bu anlamlı kıssadan herkes hissesini alması temennisiyle bugünde yazımızın sonuna geldik. Eğer bir sürç-i lisan ettiysek affola ola efendim. Sağlıcakla kalın bizimle kalın değerli Gazete Kırküç Okurları.

Rss

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum yapıldı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

10 Ekim günkü gazetemizde "Çamlıcaspor ve Ekrem Hoca" başlıklı yazımda, bu spor kulübünün faaliyetine değinmiş, yöneticilerin ve Kulüp Antrenörü Ekrem Hoca’nın niyet ve gayretlerini anlatmıştım. Gazetemizin takipçisi olduğunu söyleyen değerli bir ...
Geçtiğimiz günlerde gazetelerimizde şehrimize "Millet bahçesi" kurulacağına dair bir haber vardı. Mahalli gazetelerimizin manşetten büyük puntolarla verdiği bu haber yeterince ilgi görmedi. Sanırım şehrimizin bu durumda parka- bahçeye ihtiyacı yok. ...
  Saha sporlarının hiç birinde aktif olarak bulunmadım. Sportif faaliyetlerin toplum üzerinde önemli etkilerini bildiğim halde hep ihmal ettim. Bugün pişmanım oda para etmiyor. Spor geçlerin ruhsal fiziksel ve sosyal  gelişimde, ...
Kütahya; Tarihi ve zengin kültürüyle… Coğrafi konumu, Tabii güzellikleri, Türkülerle akışan pınarları, Şifa dağıtan suları, Dünya’yı süsleyen çinileri, Sanatçıları… Sanat eserleri… Çelebi ruhlu mütevazi insanlarıyla, Kadim bir medeniyete sahip, Emsalsiz bir şehir, “Kusursuz bir güzel”! Ve; Bizler… Böyle bir “Masal Şehri”nde yaşıyoruz! * Bu “rüya” gibi ...
Yaşadığımız topluma baktığımızda farklı yapıya sahip çok çeşitli insan görürüz. Bazılarını beğeniriz, bazılarını beğenir görünürüz. Bazılarını eleştiririz sonuna kadar, bazılarını eleştirmeye korkarız. Bazılarını yaptıkları için takdir etmek yârine yapmadıkları ya ...
"Bu şehirde bir şey olmuyor" diyenlerin görüşüne katılmıyor şerh düşüyorum. Yapılan hizmetleri görmez ya da görmek istemezsek de Kütahya'da güzel işler oluyor. Farklı beklentiler içinde olanlar, siyasi rant peşinde koşanlar, katı muhalefet ...
Site içi arama
booked.net

AD Tasarım Mustafa Gökdere Copyright © 2013. Tüm Hakları saklıdır.

gtag('config', 'UA-117936192-1');